Hakkımda

15 Şubat 2018 Perşembe

Afyon Notları 1

    İnsanoğlu yaşadığı hayatın bir tık üstüne geçtiğinde bile hemen adapte olabilip eski hayatını çok çabuk unutabiliyor sayın okuyucu.Rahatlık değişik bir durum, insan bir buldu mu kaybetmek istemiyor, hatta hep fazlasını da isteyebiliyor.

    Gelelim örneklememe, ailem mezuniyetim için okuduğum şehre gelmişti, onların arasında amcamın torunları da vardı.Onları karşıladım eve çıktık, kardeşimle amcamın torunları eve bir baktılar dudak büzdüler, ne kadar kötü bir ev, eşyalar hep eski dediler.Durdum bi an, ne sanıyodunuz be dedim, ananızın evindeki gibi sıfır eşyalarla mı dolacak öğrenci evi, siz üniversiteye bir gidin de görün bakalım.Ne aşağılanmışım yahu bak hala unutamamışım:)Oysa ki bence evimiz gayet şirindi, bakııınn bu da benim odamdı mesela :)






    Oturma odamız vasattı evet göründüğü gibi; ama biz onu çamaşır ütü odası olarak kullanıyorduk, evi taşıdığımız gün arkadaşlar yemek yemişti(gelenlere çiğ köfte paytırmıştık) orada görüldüğü gibi, zaten daha da evimize erkek giremedi:) Aile apartmanında oturuyorduk ve ev arkadaşlarımla karar almıştık, sadece kızlar gelebilir diye.


     Aradan 4 sene geçti, geçen haftalarda kardeşimin İstanbuldaki öğrenci evine gittim birkaç saatliğine, kardeşime de takılmayı severim dedim ki ay Seroş bu ne böyle, ne biçim ev, mikrop kapmam değil mi :)Gülüyor yaa abla diyor.Çay bardağını değiştireyim mi diyor, yok ya diyorum bulaşık makinen bile yok, yorma kendini içerim ben tek bardakla:)Evet bazen gıcık, çekilmez bir abla olabiliyorum, daha birkaç sene öncesine kadar benim de öğrenci olduğumu unutmuş gibi dicem; ama yok benim evim hep temizdi, temizlik günümüz vardı, salı günüydü.3 kişiydik evde, herkes ikişer gün yemek yapardı, temizlik günü çok yorulduğumuzu düşünüp dışarıdan söylerdik, vay be ne günlerdi, özledim sanırım o günleri.Tam şurada yazmayı bırakıp ev arkadaşlarımın olduğu gruba yazdım,  eski günleri konuştuk, fotoğraflarda gezinirken birkaç kişiye daha fotoğraf attım bayağı bi zaman geçti muhabbet etmekle bugün:)

    İnsanoğlu rahata çok çabuk çalışıyor be okuyucu, alıştığı şeyin eksikliği insana çok koyuyor.Hep derim, Rabbim kimseyi alıştığı standartların altına düşürmesin; çünkü düşününce gerçekten çok zor.

Kendimi şımartayım son olarak, ben herkesten erken terketmiştim şehri Amerikaya gideceğim diye, o yüzden beni uğurlamaya bayağı kalabalık bir grup geldi, bir gözyaşı bir sel Allah'ım dedim ne seviliyorum:)En çok beni seviyorsunuz di mi diye sorardım hep, hatta grubumuz vardı whatsapta en çok Meltem'i seviyoruz diye:D İnanmıyorsanız alın size bir sürü foto, hepsini çok özledim.Eti Tutkunun esprisi de şudur, 4 sene otobüsle gittim geldim 4 sene Tutku ikram etmekten vazgeçmediler:s Sülalem rahat yazısını tutan da kuzenim, benim ardımdan geldi aynı bölüme:)







Ağlayacağım şimdi, giidiyorum ben

12 Şubat 2018 Pazartesi

Birlik Olalım mı

        Vatanını seven herkesin boğazı düğümleniyor şehit haberleri karşısında  biliyorum.Terör lanetleniyor.Bir yabancı olmamıza rağmen canımız o kadar yanıyorken, şehitlerimizin ailerinin acısını tarif etmeye kelimeler yetmez.Anne,baba, eş, kardeş ya da çok yakın olduğu birini kaybeden anlar ancak.Biliyorum, yüreğin nasıl yangın yerine döndüğünü, biliyorum burun direği sızlamasının mecaz olmadığını.

     O kadar zor zamanlardan geçerken, insanların birbirine girmesini anlayamıyorum.Öncelikle bu zamanlar her zamankinden daha çok birlik olma zamanı.Operasyona sadece AKP'li olan askerler gitmedi.Bu ülkenin cumhurbaşkanı bile CHP'li vekile  "Ulan ahlaksız sen sıcak yatağında yatarken o ÖSO'lar benim Mehmet'imle beraber senin kol kanat gerdiğin teröristleri yok ediyorlar"
(Kaynak: CHP eski yöneticisi Afrin'de şehit oldu), diyor. Geri kalan siyasilerin al birini vur ötekine, her gün bir ağız dalaşı, birlik ve beraberliği tahrip etmeye yönelik konuşmalar.Düşmanlar genelde BÖL, PARÇALA, YÖNET taktiğini uygularlar.Bölündük, parçalanıyoruz uyanın artık.Bu topraklara giren olursa bir gün aa bu AKP liymiş, a bu MHP, öteki CHPli diye ayrıştırmayacaklar bunu anlayın bir.


    Bir deli olduğum nokta da şu 'bordo klavyeliler', oturarak vatan millet kurtarıyorlar resmen.Haberlere bakıyorum arada sırada, neymiş şu ünlü şehitler için paylaşım yapmamış, hemen linç edelim, vay efendim şehit varken kendi fotoğrafını atmışta gülmüşte, sanane.Paylaşım yaparak mı birlik sağlanıyor, ülke sevilmiş oluyor.Adam kafede oturmuş arkadaşlarıyla muhabbet ediyor, a şehit deyip paylaşım yapıp altına bir sürü şey yazıyor, sonrasında muhabbetine kaldığı yerden devam, a paylaşımımı kaç kişi beğenmiş diye kontrol ediyor; ama paylaşım yaptığı için o vatanını seviyor sayılıyor, yapmayan hain, ne kadar saçma salakça yani ne diyebilirim, nasıl ifade edebilirim cidden bilmiyorum.



     Neden anlamak bu kadar zor, bu vatan hepimizin.Ayrıştırmıyorum, ne inancına ne siyasi görüşüne ne de başka bir şeye göre.Bir olmak bu kadar zor olmamalı, ayrışmayalım artık, ayrıştırmalarına izin vermeyelim, kendini bilmez siyasiler kendi aralarında çarpışıp dururken olan bizlere oluyor.Lütfen; ama lütfen artık herkes bir düşünsün.


Şu türkü içimi o kadar dağlıyor ki;


9 Şubat 2018 Cuma

Basamakmışım Meğer

      Bazı insanlar vardır, amacına ulaşmak için her şeyi yaparlar.Hani derler ya aşkta ve savaşta her şey mübah diye, aynen öyle davranıyorlar.İnsan hayretler ediyor, takdir edesin geliyor bazı çabalar karşısında; ama ne zamanki sonuca ulaşıyorlar tata taa taamm, gerçek yüzler ortaya çıkıyor.

      İnsan yanılmak istiyor bazen, özellikle karşısındakini sevince.Bu uğraşlar bu çaba kendisi için sanıyor, bir araç olduğunu farkedemiyor ya da kondurmak istemiyor.Suç kimde bu durumda, kullananda mı kendini kullandırtanda mı?Ben hep kullanılan bir insan oldum; çünkü istediğim kadar kararlı olayım, karşımdaki benden özür diledi mi ya da üzgün olduğunu az belirtti mi yumuşuyorum, sert kalamıyorum soyadımın aksine.Bazı zamanlar olmayı isterdim dediğim dedik, doğrularından şaşmayan biri; ama her zaman öyle olan insanlar da bana çok can sıkıcı geliyor.Bir gün ,eskiden çok yakın olduğum birini çok özledim, normalde de özlüyordum; ama artık taşma noktasına geldiğimde aradım, konuşabilir miyiz dedim, bana demediğini bırakmadı, ağlattı bir sürü, tamam dedim o zaman demek ki hiç değerim yokmuş artık, bundan sonra ben de oralı olmayacağım ve bir gün bir mesaj geldi karşı taraftan.Canımı o kadar yakmıştı ki ben de onun gibi olacağım dedim, umursamayacağım; ama yapamadım, özür de dilemedi hani; ama tepkili olmam ne kadar sürdü söylememe gerek yok herhalde, tahmin edersiniz ki minimum ve sonuç ne oldu biliyor musunuz, benimle işi bittiğinde yine o değersiz Meltem oldum.

       Beddua etmem ben, biliyorum dönüp dolaşır beni bulur.Hep aynı şeyi söylerim ama,  keşke bana yaşatılanları aynı şekilde karşı tarafa yaşatabilsem ve böylelikle yaptıklarının farkına varsalar.Ben susarım böyle zamanlarda, ağlarsam da kendi kendime ağlarım, kimseden teselli beklemem; ama sizden bir ricam var, kendi amaçlarınız için başkasını ezmeyiniz.

   

8 Şubat 2018 Perşembe

İç Döküş

        Sırtımda karıncalar dolaşıyor sanki, yetmezmiş gibi kanımı içiyorlar.Kanım çekiliyor, sırtıma bir basınç uygulanıyor sanki, kalkmaya halim yok.Herzamanki gibi gece uyuyamadım, döndüm durdum, düşünceler üzerime üzerime geldi.Yapmayacaksın dediğim, kendimi eğitmeye çalıştığım konularda yanlışlar yapıyorum yine, beni mutlu etmese de.Kendimi hayatımın merkezine koyamıyorum, bu yüzden kırılıyorum insanlar tarafından.Bugün işe gelmek istemedim, uykum yoktu, düzensiz soluk alıp verişlerim, yine omuzlarıma yükler bindirmiştim.

     Biliyor musunuz, artık insanları anlamaya çalışmıyorum, yani genel olarak değil, insanların içinde bulunduğu durumu düşünüp yardım etmeye çalışıyorum tabi; ama bana kötülük eden insanların ne düşündüğünü neden öyle davrandığını düşünmeyi bıraktım; çünkü daha önceleri çok kafa patlattım, olmadı kendimi yemekten başka bir işe yaramadı, canım ne kadar yansa da yapmayacağım türden şeyleri anlamaya sınırlarım el vermiyor.

   Hep böyle oluyor, ne zaman düşsem kalkmak için bayağı bir çaba sarfetmem gerekiyor ve bu durumda kimsenin yardımı etkili olmuyor.İnsan kaç defa düşer diye bir soru sormayacağım, biliyorum hayat engebeli bir yol.Acayip bir müşterim var, hafızası korkunç derecede iyi, mesela ona ürünlerimin katologunu uzattım, bir kez baktı ve kapadı, sonrasında yaz dedi bana şu takım şu kod, bakalım dedim isterseniz ürüne emin olmak için şaşırmayın isimleri, gerek yok hepsi hafızamda dedi.Siz diyor 2010 senesinde şurada şu firmanın karşısında fuara katıldınız, 2011de şurada, böyle hayretler içerisinde bıraktı beni.Yüklemesiyle ilgili bir şey sormak için aradım, normalde çok konuşmaz da konuşturmaz da, sesimden neyi algıladı bilmiyorum; ama bana dedi ki

'Sit back and enjoy this long journey called: LIFE' yani demek istiyor ki arkana yaslan ve adı Hayat olan bu uzun seyahatin tadını çıkar.

   Ne oldu da bunu dedi, ne anladı hiç bilmiyorum, ben ona sadece yükleme yapılabilmesi için, paranın hesabıma düşmesi gerektiğini söylemiştim, ha bi de şunu söylemişti, türk kahvesinin ve Atatürk özgürlüğünün tadını çıkar.Bi gülümsedim, sen ne biliyorsun Atatürk'ü asla demem, öyle derin biir tarih bilgisi var ki benden çok biliyordur yani.Neyse yine bir iç dökeyim dedim, coştum da coştum.İyi oluyor öyle yazmak, önceden blogumun bağlantısı vardı instagram hesabımda onu kaldırdım; çünkü artık insanlar tıklayıp yazılarımı okusun istemiyorum, yani insanlar derken tanıdıklar, bir eşim sürekli girip okuyor ezberlediği için, o da okumasın istiyorum, değiştirilebilme imkanı varmı ki hesabımın tüm paylaşımlarımı ve arkadaşlarımı aktararak

5 Şubat 2018 Pazartesi

Huzurlu Günlerimiz Olsun Diye

      Korkuyorum.Aslında korktuğum şeyleri dile getirmekten pek hoşlanmıyorum; ama korkuyorum, sebebi ise Afrin operasyonu.Şu ana kadar kaç şehit verdik bilmiyorum; ama şehit haberi aldığım an darmadağın oluyorum.

     Ülke, bayrak benim için gerçekten çok şey ifade ediyor, yurt dışına çıktığımda bir yerde bayrağımızı gördüğümde zevkten dört köşe oluyorum, gururlanıyorum.Gel gelelim şu operasyon işleri ölümler herkes gibi benim de canımı fazlasıyla sıkıyor, buna ek olarak ailemin sınıra çok yakın, kardeşimin ise başka sınır olan bir şehirde asker olması can sıkıntımı katladıkça katlıyor.Annemle gün içinde bir kez araşırız, bir kuralı yok; ama ne zamandır hep öyle gidiyor ben işten eve gelince arıyorum, gündüz bir şey için aradığı zaman telefonu açmadan önce panikliyorum, zaten gece çalan telefonları söylememe gerek bile yok.

     Hafta başı, böyle başlamak istemezdim paylaşıma; ama içinde olduğumuz durum tam olarak bu, biz yataklarımızda rahat edelim, huzurlu günlerimiz olsun diye, kaç asker şuan dondurucu soğukta ölüme yürüyor.Ne strateji ne hükümet hiçbir şeyi eleştirmeyeceğim şuan,  sadece dua edeceğim.Sizden bir ricam var son olarak, lütfen verebilen kan versin.İyi haftalar.


2 Şubat 2018 Cuma

Hatırlamakta Başa Bela

   'Size de oluyor mu' , işte bu soru ile karşınızdayım yine.Yani ben başka türlü, dünyadan bağımsız bir varlıksam eğer bilemem; ama dünyalıysam eğer başıma gelen şeyler en az 1 kişinin başına daha geliyor olmalı.Neyse efendim uzatmadan konuya geçiyorum.


   Şimdiii, herkes dejavuyu bilir, hani şu 'ben bu olayı daha önce yaşamıştım' modu var ya işte o ki onu da çok çok yaşarım, ay Allah'ımmm sonunda kötü bir şey oluyordu diye kalbimi titretirim; ama yok onunla da alakalı değil sorum, gelin örneklendirmeyle anlatayım.Mesela geçen hafta fuar için İstanbul'a gitmiş, bir hafta otelde kalmıştım, önceki sene de, ondan önceki önceki de:)Neyse işte odama girdim ya mesela, geçen sene odamda ne yaptığımı, kiminle ne konuştuğumu, tepkilerimi aynı şekilde hatırlıyordum.Mesela bir ara gittiğim bir yer olsun, ikinciye aynı yere gittiğimde önceki gidişimdeki olayları zaten hatırlıyorum, o an ne düşündüğümü de ekliyorum üzerine.Yahu nedir bu bilgi kirliliği, zihin yorgunluğu.İyi hatıralarım varsa eğer hatırlamak hoşuma gidebiliyor; ama kötüyse kovamıyorum da, tekrar tekrar üzülüyorum, üzerine güzel hatıralar eklemeye çalışsam da bir tarafı kalıyor.

   Hadi söyleyin bakalım, bu durumu yaşayan var mı, varsa da eğer baş etmek için neler yapıyorsunuz?


31 Ocak 2018 Çarşamba

Kesintisiz Uyumak İsteyen Bir Ben

       Yorgunum okuyucu, yorgunum yorguuuun.Bu kez ruhani yorgunlukla kısıtlı kalmadım üstüne beden yorgunluğunu da ekledim.Öyleki 20 gündür nerede yattığımı bilmiyorum, gece uyandığım zaman nerede olduğumu algılamaya çalışıyorum.

   Uykularıma nazar değiyor ayrıca, eskiden ne güzel kafayı koydum mu uyurdum, telefonla konuşurken bile uyuduğum çok, o zaman kafan rahattı da şimdi çok mu dolu diye sorarsanız, hııımmm olabilir deme şansım çook yüksek.Valla ya neden bölünüyor bu uykular, uyuyamıyorum.Yorulmuyormuşum da uyuyamamam o yüzdenmiş öyle diyor bazı arkadaşlar, yahuu bıraak 2 hafta boyunca sabahın köründen akşama kadar sürekli ayakta durdum da durdum, konuştum da konuştum müşterilerimle, yahu ben yorulmuyorsam kim yoruluyor, ha kiim?Geçen hafta fuar vardı mesela, çok yorucu geçiyor, gece yatağa yattığımda dön Allah dön sabaha kadar düşün dur yok uyuyamıyorum, standa gittiğim anda ise sanırsın uyku meleği uyku tozu serpiyor üzerime, bir ağırlık bir rehavet, kendi kendime gıcık oldum valla.Fuar bitti, dönüş için arabaya bindik ben kafayı dayadım ve uyumuşum:)Dün patronum uyu dinlen çok yoruldun dedi, nasılsa hemencecik uyuyosun dönüş yolunda pat diye uyudun, hah işte bunu söyledi ya dün yine uyuyamadım, bak daha önce de başıma gelmişti, nazar değiyor uyumalarıma, of ne çok uyuma kelimesini kullandım, Özlem gelsin de bi yorum yapsın buna.

   Buralarda havalar güzel, akşam balkonda oturdum mesela üşümedim, niye balkonda oturdum onu da bilmiyorum, hava aydınlık olunca oturmayı çok seviyorum; çünkü bahçemiz güzel, yağmur yağarken de çok severim, kar yağarken de; ama sanırım dün özlediğimden oturdum sadece.Tek başıma elimde çayım, karanlık ortam ve sessizlik, fena değildi ya.Saygılar herkese...