Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

25 Aralık 2016 Pazar

Merry Christmas

   Herkeste bir yeni yıl heyecanı mevcut.Yeni bir yıl, yeni bir sayfa olarak görülür çünkü çoğu kişi tarafından.Ha bazı dar görüşlüler gavur musunuz ne yeni yılı ne noeli diye hep baş ağrıtıyor.

   Ben Hataylıyım ve bilen bilir orada çok çeşitli mezhepler kütürler mevcut.Yani daha küçükken farklı kültürlere alışmış olduk.Şöyle bir şey var noel aslında bugün yani 25 aralık, Hristiyan insanlar bugün kutluyorlar.Biz ayırım yapmayı öğrenmedik, sırf farklı kültürden diye burun kıvırmadık.Her dini bayramımızda  oradaki kilise mensupları afiş asıp kutlarlar bayramımızı, bizz de aynı şekilde paskalya da noelde aynı şeyi yapıyoruz, hatta yumurtalarımızı rengarenk boyayıp tokuşturuyoruz.Bu yozlaşmak olarak algılanıyr; ama değil, kötü gözle bakanlar yüzünler insanlar doğal davranamıyor.2 sene önce yılbaşıdan birkaç gün önce İstanbuldan dönüyordum otobüse bindim yanma bir kadın geldi, otobüstekilere bir şeyler dağıtıyordu bana da verdi baktım Hristiyan ve Yahudileri karalayan şeyler saçmalamışlar ve yılbaşını kutlamayın diyorlar.Karalama yapmamış olsalardı ses etmezdim; ama öye değildi ben de tutamadım kendimi, istemiorum geri alın dedim, arkadaşlarınıza verin onlar da okusunlar kutlamasınlar gavur işi dediler, gözünün içine baktım ve yüksek sesle ben Yahudiyim dedim.Otobüs İnegöl otobüsüydü ve muhtemelen oradaki herksle mutlaka karşılaşacaktım; ama zerre umrumda olmadı düşünüp yapacakları.Kadın utanmazca gülerek broşürü aldı ve gitti.Hoş karşılayamıyorum bu durumu, kendi inancına göre kutlamamak doğrudur tamam; ama sen başka dinleri nasıl karalarsın.

   Öte yandan şöyle bir inanış var, yeniyıla nasıl girersen öyle devam eder diye.Pek gerçekçi gelmese de bazen düşündürüyor.Mesela biri ile küs girsem yeni yıla tüm yıl aramız bozuk geçecek diye korkuyorum.Düşünüyorum, geçen sene küs olarak yeni yıla girdiğim kim varsa bu sene onlarla boktan geçti ve küstük, çok sinir bozucu, anlaşılan bu sene de öyle geçecek diyorum kendime.

   Yeni yıldan en büyük beklentilerimizden biri geçmiş yılı aratmaması değil mi?Benim hep dilediğim bir şey var, keşkesiz olsun öyle sürsün gitsin diyorum ve umarım bu sene kimsenin hayatında yarım bir şeyler kalmaz, daha fazla bomba patlamaz, savaşlar devam etmez ve çocukların yüzü hep güler.

Bu şarkı ile teee eski zamana bir yolculuk yaptım, sıra sizde tabi biliyorsanız eğer, pek yaygın bir şarkı değildi.


23 Aralık 2016 Cuma

Seviyoruummm Ulaannn

   Sevmek bazı insanlarda eğreti duruyor.Hayır sevmeyin demiyorum; ama bazılarının sevme anlayışı beni benden alıyor.Düşmanı mı karşıdaki sevdiği mi belli olmuyor.Çok ciddiyim, öyle saçma sapan bir şekilde sevdiğini iddia ediyor ki bazı insanlar, o an sevdiğini düşünseniz bile, sonradan böyle sevgi mi olurmuş lan dedirtiyor insana.Mesela ben anlayamıyorum hangi sevgi anlayışında karşıdakine şiddet uygulamak var, ben bayan olduğum için erkeklere yükleneceğim.

   Nasıl bir 'erkeklik' anlayışıdır o?Yani bi kadına şiddet gösteren erkek, nasıl olur da kendine adam diyebiliyor.Bi kere insan sevdiği insana zarar verir mi?Benim bildiğim bir insan sevdiğinin gözü bile dolmasın diye bin bir türlü şey yapar; ama işte bu benim sevme anlayışım, başkalarının ki nasıl bilmiyorum.Bakınız size bi video ekliyorum,

 
 Allahıımm o nasıl sevme anlayışı bi bakın görün.Bulut Aras abimiz sevdiğini iddia ediyor Sultan'ı tokatlaya tokatlaya.Ölesiye seviyorum diyor bir de.Lan mal, ölesiye seviyorum derken kadını öldürüyorsun haberin yok; ama yok hemcinsim Sultan.Havada süzülen gelinliği görünce her şeyi unutuyor, bir bakışı var nasıl sevgi dolu.Bakınız aslında burada kadın-erkek sevgisi arasındaki farkta belli oluyor.Erkek yakıp yıkıp yine de seviyorum derken(!), kadın istemem senin gibi adam deyip yine de adamın boynuna atlayabiliyor.Kabul ediyorum karmaşık bir yapımız var, yahu sana it gibi davranmış, tokatlar atmış; ama sen hala sevdiğim adam diye onu düşün dur.Yok yok böyle bizim gibi olanlar kazanmayacak biliyorum, hep kaybedenler kulübü, neden mi, nedeni kendimizden çok karşımızdakini sevmemiz ve de en küçük bir güzellikte tüm kötü anları  sıfırlamamız.

   Bakınız Onur Akın abimiz gibi seven insanlar da var, umarım şarkı sözünden öteye gidebilir.

Doğru düzgün sevin lan, sevdiğinizin ayağı taşa takılsa canınız yansın.

22 Aralık 2016 Perşembe

Sesimi Duyuramadım

   Soğuk.Çok soğuk ve etraf bembeyaz.Gözlerimi açar açmaz gözümü alıyor bu puslu renk.Kombi mi çalışmıyordu, yorganım mı düşmüştü yere?Buz gibiydim, ellerime vücuduma bakıyorum, soğuktan morarmış, çürümüş gibiler.

   Yatağımdan çıkıyorum, eve sessizlik hakim.Dışarı güneşe çıkıp ısınmak istiyorum.Kapılar açık, sokak kapısına varıyorum.Görüyorum oradasın, sana doğru koşuyorum ismini haykırarak, boynuna atlıyorum; ama sen beni duymadığın gibi, görmüyorsun da.Ne olduğunu anlayamıyorum.Sesleniyorum, vuruyorum, bağırıp çağırıyorum; ama hiçbir şekilde karşılık alamıyorum.Uzaktan biri sesleniyor sana, kafanı çevirip bakıyorsun.Neden bana tepki vermiyorsun da ona veriyorsun?Duydun mu diyor sana Meltem Sert ölmüş!Ne diyorum, nasıl öldüm mü ben, bu yüzden mi buz tutuyor bedenim, bu yüzden mi duymuyorsun beni?Nasıl olabilirdi, ben neden ölmüştüm?Neden ağlamıyorsun, üzülmedin mi öldüğüme, üzülmüş gibi durmuyorsun, tek bir cümle çıkıyor ağzından Allah rahmet eylesin.Hiç tanımadığın biri için bile daha fazla söyleyecek söz varken senin ağzından çıkan tek cümle buydu, sonra da sırtını dönüp yoluna devam ettin.Birden o kadar hızlı uzaklaşmaya başladın ki, ben koşup mesafeyi kapatmaya çalıştıkça daha da uzaklaşıyorduk sanki ve ben artık seni göremiyordum, gözden kaybolmuştun.Sırt üstü bi yere yatarken hatırlıyorum kendimi, üzerime bir şeyler atıyorlardı, toprak evet topraktı.Yapmayın gömmeyin beni diye feryat ediyordum; ama ortalık tamamen kararana kadar durmadı kimse.Annemin sesini duyuyordum feryat ediyordu, babasına kavuşmak için bu acele nedendi diye.Cevap veremiyordum, düğümleniyordum sadece, öldüğüm için değil de annemi üzdüm diye.

   Gözyaşlarımın sıcaklığını hissettim birden ve gözlerimi açtım, etrafa baktım, odamda kendi yatağımdaydım.Her şey bir rüyadan ibaretti; ama aynı rüyamdaki gibi boğazım düğüm düğümdü ve sen beni ne görüyor ne de duyuyordun.


Kerim Tekin-Kar Beyazdır Ölüm

21 Aralık 2016 Çarşamba

Usul Usul Yağ Gönlüme

   Bembeyaz bir örtü var dışarıda, saflığın, temizliğin simgesi beyaz.Toprak görünmüyor, gizliyor onu usulca.Soğuk havaları sevmem; ama hoşuma gidiyor usul  usul yağışı, taneler birbirine değmeden birbirine zarar vermeden öylece yer ediniyor.Kötülükleri de örtermi ki pamuk kar, ya hayal kırıklıklarını, özlemi...?Örtse ne güzel olurdu, sonra da karlar erimeden yok etse onları.İçimde bir sızı var, gitsem atsam kendimi karlara, diner mi acısı, soğutsa keşke buz etse, bi daha canlanmasa, ne güneş ışığı yetsin çözünmesine ne de başka bir şey.Dışarıda kar var; ama ben size bak yağıyor yağmur dinletmek istiyorum, sevgiyle kalın ve gülümsemeye çalışın


Bir  adet ben, karlara kendini atmayan, atsa da dinmeyeceğine inanan.Gerçek duygular örtülmüyor, kandıramıyorum da kendimi :)

20 Aralık 2016 Salı

Bazıları

   Bazı insanları düşünmek bile bir huzur verir, kocaman bir gülümseme yayar yüzümüze.Hani böyle ağzınıza koca bir parça pamuk şekeri atmışsınız da, tüm bedeninize yumuşak bir tat eklenmiş gibi.

   Kahvaltının sonunda yediğim reçel, nutellamın üzerine boca ettiğim bal ile aldığım muhteşem tat var bazı insanlarda.Çoğu kişi, sağlığa zararlı dese de vageçemiyorum onlardan.Alenen yiyemediğim zamanlar olduğunda ise gizli gizli yiyor ya da yediğimi hayal ediyorum.Zaten nerede sağlığa zararlı bir şey var ben oradayım, aman ha bana iyi gelecek şeyler sevmeyeyim hiç.

   Bazı insanlar soğuk havadan sonra kavuştuğumuz sıcak yatak gibi, ona koşup az zaman geçirdikten sonra içimizdeki buzlar eriyip yok olacakmış gibi.İçimizi öyle bir ısıtır ki, hiç kıpırdamadan öylece durabiliriz.

   Bazılarıysa ağız sulandıran bir elmanın içindeki kurt, bozulmuş ve yumurta kokmuş iğrenç bir turta.Görünüşte aynı; ancak yediğinizde anlarsınız.Asıl korkmamız gerekenler de onlar zaten, yoksa küflenmiş yemeği kimse alıp yemek istemez mecbur kalmadıkça...


Mirkelam- Aşkımsın :)

 

19 Aralık 2016 Pazartesi

Bir Garip Soğuk

   Üşüyorum, mütemadiyen üşüyorum.Sabahın köründe, hava henüz karanlıkken uyandığımız yetmiyormuş gibi, bir de bu anlamsız soğuğa maruz kalmak beni mahvediyor.

   Hakikaten hava aydınlanmadan işe gitmek sizlerin de canını sıkmıyor mu?Sabah işe gidiyoruz hava karanlık, işten eve dönüyoruz yine karanlık, tüm gün floresanlı ofislerdeyiz, yani gün ışığına hasret kaldık.Bu kadarı da fazla değil mi?Sabah dışarı çıkmamla gözümün dolması bir oldu.Bu havalar bana fazla geliyor.İçimi buz kesen olaylar da cabası.Kalorifer yanına sinmiş kedi gibiyim şuan, yani patronum öyle diyor.Dalga geçiyor benimle, haklı da olabilir; çünkü ayrılamıyorum kaloriferin dibinden.Üstelik odamda kalorifer yok!Alt kattaki ofislere sığınıyorum.Elektrikli ısıtıcı ile ısınmaya çalışıyorum odamda; ama yok ısı benim vücuduma gelmeden havada yayılıp yok oluyor.Bugün tekrar neden ev hanımı olmadığımı sorguladığım günlerden biri oldu.Yani şuan sıcacık evimde oturup keyif yapıyor olabilirdim; ama ben soğuktan sinmiş bir halde çalışmaya çalışıyorum.

   Sabahları araba çözdürmekte ayrı bir dert.Ellerim tutmuyor soğuktan, buzlar çözünmüyor.İşe geç kalmamak adına camlar tam çözünmeden yola çıkarak büyük hata ettim mesela bugün, Allah'a emanet gittim; ama bir daha yapmıcam öyle bir şey, hem kendimi riske attım, hem yoldakileri.Keyifli olmamı bekliyorlar bir de, o kadar şey üstüne, laf!Bi kova dolusu çay içtim desem içimi ısıtmak için,abartmış olmam.

   Havalar buzzz, ben söylenmeye devam ederim bahar gelene kadar; ama umarım kalplerimizi ısıtacak şeyler yaşarız.Sarılın, ısınana kadar sarılın ve bool sevgiyle kalın.




17 Aralık 2016 Cumartesi

Bi Balkan Turu

   Eveet ben geldim, hızlandırılmış bir balkan turu ardından dün 5 te evime dönebildim.İş seyahati sebebi ileydi bu çıkış.İstanbuldan ilk durağım Priştineydi.

   Priştine ile başlayalım.Doğrusu ben büyük, gelişmiş bir yer bekliyordum; çünkü müşterim İnegöl'e her geldiğinde burun kıvırıyor, burası köy gibi diyordu.Araç kiralayacağımdan, giderken navigasyon cihazını yanıma almıştım.Priştinede, Hotel International Pristinada kaldım, 5 yıldızlı yeni bir otel 3 ay önce açılmış.Navigasyon yolu bozuk ışıksız bir yere götürünce ilk yanlış geldğimi sandım; ama doğruymuş neyse ki.Otel güzeldi, girişte Türk olduğumuzu öğrenince resepsiyondaki bayan hemen türkçe konuşmaya başladı:)İnsanın hoşuna gidiyor tabi.Geç vardığımdan karnım acıkmıştı, otel çalışanının tavsiyesi ile hemen yakında bulunan Albi  alışveriş merkezine yemek yemeye gittim, fiyatları görünce bayağı şaşırdım; çünkü 2 euro gibi bi paraya et yiyebiliyorsunuz.Oradan ünlü Rahibe Terasa caddesine doğru yol aldım, bir tur atıp otelime geri döndüm.
   Ertesi gün erkenden uyandım, Kosova saati bizden 2 saat erken olduğu için ayak uyduramadım.Kosovada müşteri aramadığımdan rahattım, asıl amaç oradaki müşterimi ziyaretti; çünkü çok büyük bir firma ve onu ziyaret etmediğimiz için sitem edip duruyordu.Çoğu zaman ingilizce konuşmama gerek kalmadı, ingilizce bilseler bile türkçe konuşmaya zorluyorlardı kendilerini.Türk misafirperverliği hakim oralarda da, içecek teklif ediyorlardı, yok dediğimde; ama siz Türkiyede bize hep bir şeyler ikram ediyorsunuz diyorlardı.Açık söliyim demleme çayı özledim oralarda, nasıl çay içersiniz diye soruyorlar, siyah çay demek aklıma geldi, normal çay dedim, kuşburnu geldi, ıyk, çoğu yerde zaten expresso geliyor, kahve ile arası olmayan ben, nezaket kuralı filan dinlemeden bıraktım oraya, içmedim.Öğle yemeği için salaş bi mekana gittim, aslında nereye de gittiğimi de bilmiyordum, sadece internetten yemek yenecek yerler araştırıyordum öyle buldum; ama mekana ba-yıl-dım.Liburnia Restaurant.Yemekte gayet güzeldi, yöresel et çeşitleri istedim, haa gönül ragatlığıyla et yiyebilirsiniz;çünkü nüfusun % 97 si müslüman olduğundan, domuz yenmiyor.

O gün akşamüstü asıl müşterime ziyaretimi gerçekleştirdim.Yeni mağazasının açılışının 1. senesi olduğundan kutlama vardı müzikli, ezgileri de gayet hoş.O gün eğlence olduğundan iş konuşamadık, o yüzden ertesi sabah tekrar kendisini ziyaret ettim, Besa adında sıcakkanlı bayan bir partnerim var orada, benimle hep ilgilendi, etrafı da gezdik, pek gezilecek bir yer yok gibi zaten.3 gibi yola düştüm; ama sanki akşam saat 7 gibi hava, 3 buçukta kararıyor ortalık, sanırsınız gece.Oradan Prizren'e uğradım, orada da bir müşterim vardı, görüşemedik; ama gemişken meşhur şadırvanına gittim,orada köfte yedim, o da ne aynı İnegöl köfte, zaten İnegöllüler hep buradan gelme, belli oldu köftenin kökeni.Prizren başkentten daha güzel,Türk mimarisi kokuyor her yer.
SALİM PAŞA CAMİİ


   Köfte yiyip, acı bir çay içtikten sonra Arnavutluğa doğru yol aldım.Şehre yakaşırken, netten kendime bir otel buldum.New W Hotel.Otel 4 yıldızlı, her odası farklı dizayn edilmiş, gayet güzel ve temizdi, tek sorunu sıcak olmaması ve kahvaltıda yalnızca tek çay vermeleri.Tirana kelimenin anlamıyla bayıldım, zaten yılbaşı havasını çok severim, her yerde ışıl ışıldı, süslenmeyen tek bir bina yoktu.Yemek yiyecek yer bulmak veya çay kahve içeceğiniz yer zor; çünkü mekanlar hep kafe-bar diye geçiyor.Disco gibi değil; ama her yerde içki içiyorlar, restoran neredeyse hiç yok ertesi gün bayağı aç kaldım, yemek yiyecek bir yer bulana kadar.

Arnavutlukta iş yapmayı bekliuordum; ama ne göreyim, benden ürün alan bir müşteri benim ürünleri kopyalamış, orada yapmış satıyor.Bende bir sinir bir sinir, görüşmedi patron benimle, ulaşamıyoruz dediler Makedonyya gitmiş dediler, sinirlendğimle kaldım.Hemen karşısı İtalya olduğu için bi italyanlık vardı insanlarda.Oradan Makedonya-Ohrid de doğru yol aldım, gölün karşısında bir otelde kaldım, burada lüks otel bulmak zor, hep butik otel, evden pansiyona dönen binalar hakim.Green Garden diye bir yerdi benim kaldığım, küçük; ama en azından temizdi.

Sabah gölün etrafını gezdim, Struga, Durres(sahil kenarı) ve Gostivar'a uğradıktan sonra, Üsküp'e doğru yol aldım.Üsküpte taksi şoförleri çok açgözlü davranndılar, bedel çok tutmuyordu evet; ama fazladan para istiyorlar, dolandırıyorlar.Makedonya için fazla zamanım yoktu, o yüzden tekrar gelmeye karar verdim, iş yapabilmek için.Türk çarşısına gittim, nam-ı dğer Bit Pazarı.Aynı buradaki gibi dağınıktı.Çarşının içinde dolaştım etrafa bakındım, sonra Çardak denen bir yerde güzel bir köfte daha yedim, porsiyon konusunda gayet cömertler.

Karnım da doyduğuna göre artık tekrardan Kosovaya dönebilirdim, Uçağım tekrar Priştine havaalanından kalkacaktı.Biraz hızlıydı; ama keyifliydi, 3 ülkenin de misafirperverliği çok iyiydi; lakin en güzeli bizim ülkemiz,Allah bizi başkasına muhtaç etmesin, AMİN.

14 Aralık 2016 Çarşamba

Soğuk Duş Etkisi

   Bazen ne kadar yanılıp şaşırdığımı tahmin edemezsiniz.Ağzım açık kalıyor tabiri o kadar uyuyor ki benim durumuma, gerçekten ağzımı açıp bakakalıyorum yaşadığım şokun etkisi ile çoğu zaman.

   Aç diyeceksiniz konuyu; ama nasıl açacağımı da bilmiyorum.Herkesin dürüst olmasını bekleyemeyiz, yeri geliyor biz de yalanlar söylüyoruz; lakin insanlar yaptıkları şeylerle beni o kadar şaşırtıyorlar ki, yok ya derdim bu kadarı da olmaz; ama oluyormuş.İnsan ne olursa olsun kalitesinden ödün vermemeli bence, hem yakınlarına hem düşmanlarına doğru duruşunu sergilemeli.Dün iyi olduğu insana, kardeşim sevgilim veya her neyse dediği kişiye aralarında ne geçerse geçsin kalleşlik etmemeli.Siyasette de çoğu zaman öyle olduğu için pek sevmem siyasileri, bknz Esad düne kadar kardeşimizdi, şimdi ... Ne olursa olsun hakkını yemem ben bir insanın ne maddi ne manevi.Şuan görüşmediğim; ama eskiden çok sık görüştüğüm bir sürü insan var; ama bu demek değildir ki onlarla ilgili kötü bir şey söylerim.Onları sevmeyen biri bana dedikodusunu yapmaya çalışırken benim de karşılık vermemi bekliyor biliyorum; ama ben hem susturuyor hem aramızda ne kadar kötü şey yaşanmış olursa olsun anlatmıyorum.Benim hayatım, benim insan ilişkilerim, benim düşüncelerim bunlar, burnunuzu sokmayın her şeye atlamayın diyorum çoğu zaman, ha konuşamayacaksam da kapatıyorum konuyu duymazdan geliyorum.Yiğidi öldür; ama hakkını ver diye boşuna dememiş atalarımız, hoş her zaman doğru şeyler söylemiyorlar da bu doğru bence.Kul hakkı denen bir şey var ki onu da göz önüne alalım, düşünüyorum başka ne ile korkutabilirim diye:)

   Karşılarındaki hangi sebeple bilinmez sessiz kaldığı için, kendin de değişik haklar gören insanlardan sıkıldım, hakkımızın yenmesinden sıkıldım, iğrenç düşüncelerden, kin gütmekten ve daha bir sürü şeyden.Şerefiniz olsun diyorum, hata yapabiliriz elbette ki ben de yapıyorum; ama kaypaklık... o çok başka bir şey.

11 Aralık 2016 Pazar

Sadece Özlüyorum

Hatırlamak hem aşırı mutluluk aynı anda bir  o kadar keder yükler mi insana?Özleyip deli gibi ağlamalarımın arkası kesilmedi, hissediyor biliyorum, bazen öylece dururken saçlarımın arasında bi kıpırtı oluyor, biri çekiştirirmişçesine. O zaman da ben yanımda olduğunu hissediyorum, tam yanımda hiç ses çıkarmadan, sadece bana bakarak.Bazen kaçıyorum, hatta çoğu zaman, aklıma gelmesin diye beynimi yavaşlatmayı,hemen başka yöne kaymayı öğrendim; ama bazen bir şey oluyor her şey ama her şey sanki onu hatırlatıyor ve ben onsuzluğun derin kederini yaşıyorum.Hala öğrenmeye çalışıyorum, üzgün üzgün bakarken birden gülmeyi geliştirmek adına çalışıyorum, yapıyorum da :)İçimde ki kocaman boşlukta kaybolmayayım diye üstünden atlamaya çalışıyorum.Yerin mekanın önemi yok, nereye gidersem yüreğimde götürüyorum, söylemek bile canımı yakıyor; ama çok özlüyorum.

7 Aralık 2016 Çarşamba

Sus-ma

   Susmak, ne derin ne ağır bir kelime.Canımız yanar susarız, bir şey anlatamayacağımızı anlar yine susarız.Sahi bizim susmalarımızı, haklılığınıza mı yoruyorsunuz, ne derece yorulduğumuzu veya ısrarla bizi anlamamaya çabaladığınızı gördüğümüzden böyle yaptığımızı anlamıyor musunuz?

   Haklı olduğumuz zamanlarda susmak ne ağırdır bir fikriniz var mı ya da susmak zorunda kalmak.Bir seçimden çok mecbur ediliş vardır, yoksa kimse isteye isteye susmaz.Yaşamaktan yoruluyorum bazen, çekilip bir köşeye olabildiğince susmak istiyorum.Susmalarım ağırdır benim mesela, tam bir sessizliğe bürünürüm.Bir arkadaşım canımı yakacak şeyler söylemişti benim için, bunu öğrendim normalde insanlar o kişinin üzerine çullanır; ama ben arkadaşım bunu nasıl yapar diye üzülüp sessizliğe büründüm.Arkadaşım geldi, tamam kız dedi bağır; ama susma, yine sustum.Sonrasında başka bir arkadaş beni sorduğunda, öyle bir susuyor ki insana kendini p.ç gibi hissettiriyor demiş.Amacım o değildi, evet neden sustuğumu düşünüp beni anlamasını istiyordum; ama biraz da ağzımı açıp kötü şeyler söylemekten korkuyordum.Bana bunu nasıl yaparsın diyemedim beni en çok üzenlere, onlar yakıp yıkarak çekip gittiğinde bana susmak kaldı sadece.

   Acıtmıyor sanmayın, döndüre döndüre bir bıçak saplandığını düşün bedeninize sizinse sadece gözyaşlarınız akıyor, ne bağırabiliyor ne de ses çıkarabiliyorsunuz.Benimkine en uygun örnek bu oldu.Sahi sizin suskunluklarınız ne derece...?



   Bu iki şarkıyı da çok severim; ama sizin hoşunuza hangisi gider bilemiyorum

6 Aralık 2016 Salı

Tesadüfün Dibi

   Yazarken hala güldüğüm bir olay anlatacağım size.En yakın arkadaşlarımdan biri hamile, bu sene tüm arkadaşlarıma yaptığımın aynısını yapayım ve hediye göndereyim dedim, hepsine aynı hediye.Gördüğünüz üzere şu şirin şey.

    Ne kadar tatlı değil mi.Ben de aynen bu şekilde düşündüm hazırlattım ürünü gönderttim; ama sürpriz olacakya güya, arkadaşıma da söylemedim.Ben bir heves arkadaşımın görüp mutlu olmasını bekliyorum, sonra da beni aramasını.Bekle bekle yok, kargo hala teslim etmemiş, arıyorum genel merkezi, siz benim kargomu nasıl teslim etmezsiniz diye yaygara yapıyorum.Anladılar baş belası olduğumu, özür dilediler yarın götürcez dediler.Bugün kargoyu gönderen kişi aradı, diyor ki arkadaşınız kargoyu kabul etmiyor.Ne demek etmez diye aradım arkadaşımı ona sövcem.Sen mi gönderdin kargoyu diye bir şaşırdı evet dedim ne var bunda.Meltem diyo kargo Ümit Yılmazdan gelmiş, ee diyorum ne var, kadının kocası kargolamış, tekrar Meltem diyorum diyo Ümit Yılmaz.ANAAA!!! Ümit Yılmaz arkadaşımın eski nişanlısının ismi soyismi, aynısı birebir, bir gülmeye başladım ölcem.Ne gülüyosun diyo, ben ne hale geldim biliyor musun, korkudan üç buçuk attım, eşin ordamıydı o an diye sordum, evet dedi yanımdaydı.Ayy dedim felaketin eşiğinden dönmüşüz, ya ex nişanlıyı arayıp dümdüz sövseydi ya da mekanına gidip olay çıkarsaydı, ay resmen kriz.Tebrik ettim arkadaşın kocasını sakin insanmış valla, Türklere pek özgü olmayan bişi :) Yani amacım mutlu etmekti resmen aksiyon yaşatmışım.

   İşte böyle tesadüfler yaşanabiliyor hayatta, bu biraz tatsız oldu; ama şimdi hepimiz hoş tesadüf severiz yani.Güzel tesadüfler istiyorum, mesela birbirini seven; ama küs insanlar beraber asansörde mahsur kalsınlar istiyorum, kafayı dinlemek için sakin bi yere gittiğinde sevdiği de gelsin istiyorum.Ne var bugün sevenlerden yana yürüyorum.Siz nasıl tesadüf isterdiniz onu söyleyin de bi öğrenelim.


5 Aralık 2016 Pazartesi

He Beyler He

   Kadınları hırpalayıp hırpalayıp sonra 'ımı bin bu kıdınlırı hiç ınlımıyorımm' diye dolananların varya tam ağzının orta yerine vurmak istiyorum.Neymiş efendim biz dengesizmişiz de bir anımız, bir anımıza uymuyormuşta, laf.

   Bir kere evet bizim duygularımız sizinkilerden daha yoğun, yaradılışımızda var bu; ama bu kadar değişiklik göstermemize sebep sadece duygularımız değil, sizsiniz beyler kusura bakmayın.Biz bir sorun olduğunda kendimizi yırtarken, siz umursamaz oluyorsunuzya hah işte o durum bile birden fazla duyguya sebep olur bizde, mesela ilk kızarız, sonra tamam yeeaaa deriz madem öyle ben de takmıyorum, ondan sonra böyle eğlenmeye çalışırız; ama sonra takılır aklımıza bir daha sinirlenir, kendimizi yer size tekrar anlatmaya çalışır, siz yine mal mal davrandığınız zaman boynunuzu kırmak isteriz.Ben ki çok bağırmayan bir insan birkaç kez kendimden geçip çığlık atıp saldırmışlığım var tokat, tırnağımla boynuna saldırma Allah ne verdiyse; ama kesinlikle bilinçli yapılan bir şey değil, karşımdakinin beni delirtme çabasının sonuçları.

   Bir de saçma bir gurur yaparlar, tam sövecektim şuan durdum.Kadını yıpratsın dursun, sonra yine o arasın diye beklerler.Bahaneleri ise her durumda var, ilki mutlu görünüyorsundur, çok mutluydun beni unuttuğunu düşündüm öylece kal dedim, diyorlar.Lan öküz sen gününü gün ederken orada burada kimlerle gezdiğin belli değilken, ben her gün kendimden geçercesine ağlayayım mı ha, lan kalpsiz Allahsız, senin vicdanına tüküreyim.İkincisi biz zaten olamazdıktı, e başta görmedin mi bunu akılsız, bu kadar mı kolay ah almak, bu kadar mı kolay bir insanın kalbini parça parça etmek, nasıl bir vicdansızlıktır bu; ama biz kadınlar susarız, içimiz yana yana susarız işte o zaman artık çift kadın oluruz, bir içimizdeki, bir dışarıya gösterdiğimiz.

   Otursak sizi size anlatsak böyle farklı birinden bahseder gibi siz nefret edersiniz aslında kendinizden; ama işte anlamak istemiyorsunuz.Sizin için yapılan her türlü fedakarlık önemsiz gelir gözünüze.Kendi ihtiyaçlarını bırakıp, sizin ihtiyaçlarınızla ilgilenmesi bile mutlu olmanıza yetmediği gibi, saygı da duymazsınız, pis duygu sömürücüleri.

video
   Her şeyi bizden bekleyin tamam mı, en çok biz sevelim, en çok biz üzülelim.Devam edersek eğer her istediğiniz olsun, ayrılırsak kendimizi kahredelim bir daha başka erkeğin yüzüne bakamayalım;çünkü neden siz unutulmazsınız, bizse bitti denilince her şeyi silinecek kadar değersiz:) di mi beyler?

   Ne var biliyor musunuz, ne isterdim, oturun düşünün bir, tamam ya olmadı ayrıldık bitti; ama mesela zor durumumda bana bu şekilde yardım etti, şu şekilde yanımda oldu, benim için şunları yaptı diyebilin.Bu kendinizin kişiliğiyle de alakalı zaten, size yapılan iyilikleri unutup hiçbir şey olmamış gibi davranırsanız eğer biz de susarız; söyleyecek şeyimiz olmadığından değil, aslında söyleyecekte o kadar çok şey var ki; ama anlamazsınız diye düşünüyoruz, anlayacak olsanız o kadar hak yemezdiniz.Neyse beyler, acıyı da biz çekeriz, hiçbir şey olmamış gibi gülücükler saçmaya da devam ederiz, dert etmeyin.


4 Aralık 2016 Pazar

Çeyrek Asırlık Ömrüm

      Geçen haftalarda burada vay efendim 25 yaşındayım, vay şöyle gencim diye dolanan bir ben vardı ya,hah o genç kız artık yok, neden mi; çünkü bugün çeyrek asırlık ömrümü tamamlamış, iknci çeyreğe girmiş bulunmaktayım, teyzeme göre geçen seneden doldurmuştum; ama benim kafam bu yaş işine basmıyor, annem 26 yaşındayım artık diceksin diyor.

   Geçen hafta, daha minik Meltem'e mektup yazmıştım, dünse yeni yıldan beklentilerimi yazmıştım, o yüzden biraz  yazı tekrarı hissedebilirsiniz.26 yıllık hayatımın en iğrenç, gözyaşı ve üzüntü dolu 2 senesinden biri buydu( umarım üçüncüsü olmaz artık).Bilirsiniz acılar olgunlaştırır, bir babamın öldüğü sene kendimi artık büyümüş hissettim bir de bu sene.Olgunlaşmak güzel şey, bazı şeylerin kıymetini daha iyi anlıyor insan; lakin acı ile yoğrulmak hayli gıcık bir durum.Sırtımı yaslamak, o sırtta dinlenmek ve güç almak istemiştim; ama insanın kendi kendine ayağa kalkması gerekirmiş, daha sağlam basması.

   Önümüzdeki yaşım bana ne getirecek, beni ne derece büyütecek bilmiyorum.Bildiğim tek şey bu sene de sevdiğim insanlara sımsıkı tutunacağım.Her şey gelip geçiyor, ne para ne de pul mutlu olmaya yetiyor.Yüreğimizdeki sıcacık sevgiyi paylaşıp mutlu olacağımız yaşlarımız olsun, çokça AMİN.

Bunlar da tatlış hediyelerim


evet içinde 2 balık var:)

 bu evi görünce aklıma Acemi Demirci Yasemin abla geliyor:)

Haaa bi de keşke lafı olmasın artık hayatımda:)

3 Aralık 2016 Cumartesi

BLOGGER MIM 2017 YE DOĞRU/ SENİ DE MİMLEDİM

   Sevgili Hikaye Kalpli Kadın tarafından mimlenmiş bulunuyorum.Soruları en içten şekilde cevaplamaya çalışacağım, teşekkür ederim :)

1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

Dün bir yazı okudum, diyordu ki on sene öncesine gitmiş olsan ne yapardın, 10 sene öncesine gitmek mümkün mü diye soruluyordu, yazıyı paylaşan kişi demişti ki belki 10 sene öncesine gitmek mümkün değil; ama bugün 10 sene sonrasının geçmişi, gelecekte de pişman olmak istemiyorsak eğer şuan değiştirmeliyiz.Elbette ki eksikleri düzeltmek mümkün, huylu da huyundan vazgeçer isterse.Fazla alınıp kırılıyorum mesela, bunu değiştirebilmek daha güçlü olmak isterdim.


2-Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

İlki erkenden kayıplar olmasın isterdim, yani bir çeşit sıra ile ölüm.İkincisi sevdiğim insanlarla hep bir arada mutlu olmak isterdim.Son olarakta sokaklarda yaşayan tek bi canlı bile olmamasını dilerdim.

3-Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Daha sağlam basmak istiyorum, sürprizleri severim; ama sadece güzel olanları o yüzden onları bekliyorum bol bol.Daha çok güleceğim çok az üzüleceğim bir sene olsun.

4-Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.

Hep düşünürdüm eskiden beri, parayı ailem için harcıyor hepsine araba alıyordum o kadar çok para yani:) Evet ben gezerdim; çünkü yeni yerler görmeyi çok seviyorum.Yani gezmek para gerektiriyor evet; ama mulu olsak yeter ya.Kimsesiz çocukların tamamını toplatıp onlara güzel bir hayat yaşatmak isterdim o para ile.

5-Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.

Sevdiğim insanlarla bir arada sağlıklı ve hep huzurlu olmak istiyorum, bana bunlar olacak; ama araban evin gidecek deseler eyvallah der kabul ederdim.

Benim tüm listem mimli sanırım bi günlükbaşağrısı/NAZ a rastlamadım ben de onu mimliyorum.İyi seneleriniz olsun