Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

28 Nisan 2016 Perşembe

İlişkilere Dair

Çoğu insanın ağzından duyduğum bir şeydir, 'ilişkinin ilk zamanlarını çok özledim' lafı.Neden diye mi düşünüyorsunuz, ben söleyeyim, henüz bi tavlama aşamaları, tatlışlıklar, güzel sözler şımartmalar.Ayy dersiniz  ne oldum yahu, ne bu böyle.Evereste çıkar bi yerlerimiz, yüzümüzde şapşal bir gülümseme, oo çok mutluyuz.Ama benim anlamadığım şeyler var, mesela biri erkeğin kendini zengin, ortamların kralı, kızların tamamı ona hastaymışta o hiçbirine yüz vermiyormuş gibi göstermeye çalışması.Ay o havalar ne havalar.Hadi kendimizde suç bulmaya çalışalım, lan kızlar piç erkek mi seviyorsunuz, nasıl davrandınız da bu erkekler kendilerini zengin göstermeye çalışıyor.Yüz vermiyor musunuz parası olmayanlara, öyleyse eğer bok yiyin kızlar.Tamam tamam tüm suç kızlar da değil, kızdırmayalım şimdi herkesi.Güvensizlik mi desem ne desem bilemedim, parayı, ortamları güç olarak görüyor ve eksik yerlerini böyle tamamlamaya çalışıyorlar.Kendimi düşünüyorum, ne parayı önemsedim bu zamana kadar ne de ortam çocuğu olunmasını.Hatta utanç bile duydum bana para harcamaya çalışılmasından,benim için harcanan şeyin karşılığını harcamaya çalıştım herzaman.Ne sanıyorsunuz ki bizi?Biz duygusuz muyuz beyler, size karşı hissimiz yoksa eğer yaratabileceğinizi, varsa da arttırabileceğinizi filan mı düşünüyorsunuz, ne yapıyorsunuz?Kendiniz gibi olsanıza, samimiyet bekliyoruz biz sadece yani ben, ötekiler adına konuşmuyorum tamam.Neyse işte ilişki bir şekilde ilerliyor, bir şeyler yaşanıyor tabi bu arada pembiş bulutlar yavaş yavaş dağılmaya başlıyor.Daha önce beraber güldüğünüz bazı şeyler artık keyif vermemeye başlıyor, karşınızdaki kişi yaptığı hareketin sizi üzüp üzmeyeceğini düşünürken artık önemsememeye başlıyor.Sevgi belki baki, belki de daha fazla ama eski ilgi, dikkat kayboluyor, bir şeyler eskiyor ve biz işte o an 'ilişkinin ilk zamanlarını özledim' diyoruz.Bazı ilişkiler rutine binip sürüp giderken, bazıları noktalanabiliyor.Her ikisi de kendi içinde türlü türlü bölünüyor ama o konulara girmeyeceğim, sadece ufak birer tavsiye vermek istiyorum kendimce.İlişkiniz devam ediyor ve birbirinizi seviyor iseniz lütfen biraz daha özveri gösterin, biraz empati yapın, bencil olmayın çünkü sevgi ben olmayı değil biz olmayı gerektirir.Bitmişse de kötülemeyin, kırmayın birbirinizi.En çirkin şeylerdir bunlar ilişkinin bitiminin ardından ve şu cümleyi hatırlayın herzaman, 'kuru yaprak  dala dedi ki unutma yeşil günlerimizi'

Güvenmeli mi Güvenmemeli mi

En çok kime güvenmek gerekir bu hayatta?Peki hiç gitmeyecek insanlar var mı yanımızda?Kaç kez hayal kırıklığı yaşamak gerekir uslanmamız için bir mi iki mi üç mü yüz mü?Sanırım yetmiyor, yetmeyecekte.Tuttuğumuz eller birer birer kayıp gidiyor avuçlarımızdan.Geriye yaşanmışlıklarımız kalıyor, aldanmışlıklarımız, üzüntülerimiz,gözyaşlarımız...Bazen dönüp bakıyor insan kimler için kimlerden, nelerden vazgeçtiğine, acı bir gülümseme konuyor dudaklara sonra ardından neyse(siktir et) bi de kocaman alınan bir nefes, bir iç geçiş.Zor olmamalıydı sıkıca tutmak, kenetlenmek.'Bırakacağı eli hiç tutmasaya insan' diye düşünürüz çoğu zaman çocukça.Hah aynen öyle işte çocukça açıklaması o kadar basit.Bazen babam gelir aklıma elimi sıkı sıkı tutardı çocukken,benim sıkmama gerek kalmazdı, bilirdim ben sıkarsam eğer bir şey gördüğümde elini bırakabilir koşabilirdim;ama o tuttuğunda ne olursa olsun bırakmazdı ve bazen tam da bu şekilde bi güvene ihtiyaç duyuyorum.Sırtımı yasladığımda bana duvar olacak, debelensem de aşmaya da çalışcam önümde dimdik duracak.Sitem etmek istemiyorum, insanız malum hiçbir zaman bitmez:)Ama bi dileğim olacak, gözlerim kapalı, enn içimden gelen bi şeklilde Allahım lütfen,güvendiklerimiz kayıp gitmesin, acıtmasın en hassas yerlerimizden...

27 Nisan 2016 Çarşamba

Günlüklerim-2

Kötü olmak geliyor bazen içimden, bana yapılanlar acıtmışsa eğer ben de acıtayım diyorum, acımadan, ne kadar kıracağımı düşünmeden.Kırıldın mı keseceksin demiş biri, hah işte tam beni kırdıkları yerden kesesim geliyor, sonra duruyorum düşünüyorum öylece amaan diyorum, ben neden kötü olayım ki, bu zamana kadar kötülüğüm olmadı kimseye, yani şeyy ımm bilerek kötülük yapmak istediğim için yapmadım yani, yoksa ben de kötülükler yapmışımdır aman ne bileyim; ama bildiğim bir şey var bile bile kimsenin canını acıtmadım.Sevmediğim, önemsemediğim birinin yaptıkları acıtmıyor zaten, çok açık siktirsin gitsin lan diyorum.Ama varya çoğu ile kahve içmişliğim de var, zor zamanında maddi manevi yanında durmuşluğum da, bak yaa nankörler.Karşılarına çıkıp az insan olun lan desem, ondan da anlamaz hanzolar; çünkü anlayan insan yapılan iyiliklerin, beraber geçen zamanların hatrına edepli olur; ama yook.İnsan dediğin hareketleriyle, sözleriyle kendini belli eder.Tamam sinirlenince bazen ağızdan kötü sözler çıkar ona da neyse diyoruz, neyse.Ben bu duruşumdan vazgeçmicem arkadaş, onlar istedikleri kadar nankör olsunlar, beni kullanmaya çalışsınlar benim değerim düşmüyor, ha onlar düşürmeye çalışıyor o ayrı.Gülüyorum, geçiyorum kendi pisliğinizde boğulun diyorum içimden.Bana bir damla su veren birinin bile kötülüğünü istemedim, istemicem.Vefa diyorum son olarak, vefa dediğimiz şey önemli be.

26 Nisan 2016 Salı

Günlüklerim-1

Kasvet kokan günlerden birine daha uyandık sanki, kapkara bulutlar, serin hava.Baharın tadını çıkarmamız gereken zamanlarda olacak iş miydi şimdi bu?Neyse neyse bozmayalım moralleri hemen, baharın kıymetini anlayalım diye çökmüştür belki de bu kasvet.Zaten yaşamımız da böyle değil mi, fırtınalar kopar, sabahlar olmaz çoğu zaman, günler saatler geçmez, sonra bi bakmışız tepede parıldayan sımsıcak bir güneş.Kapatın gözlerinizi, sıcak havayı hissediyormusunuz, teninizi nasıl ısıttığını, dudağınızdaki gülümsemeyi?Aslında bu kadar basit çoğu zaman kasveti dağıtmak; ama öyle zamanlarda biz yorganı kafamızın üstüne çekip daha çok karanlığa boğulmaya çalışıyoruz, peki neden?İsterseniz ben söliyim; çünkü en kolayı bu, uğraş gerektirmez..Biliyor musunuz, ben bazen bundan zevk duyuyorum:) Hayır hayır mazoşist değilim, sadece bazen acı duyduktan sonra, sıradan şeyler bile beni mutlu etmeye yetiyor.Bu bile başlı başına mutluluk verici değil mi?Polyannacılık oynamıyorum şuan.Sınırımız yok, doyumsuzuz, bizi mutlu eden şeyler çarçabuk değişiyor ve bu bizi mutsuzluk batağına çekiyor.Kendime bakıyorum mesela, düne kadar elimde olan ve beni mutlu etmeyen şeyler şuan yüzümü güldürüyor.Kara bulutlarla dans ettim ben, içimi doldurdu, bedenimi sardı; ama gülümsedim, gözlerimi kapattım güzel günlerin kokusunu duyumsadım ve gülümsedim.Yorganımı kafama çekip gözlerimi kapatmadım; çünkü biliyordum güneşte doğacaktı, güzel günler de gelecekti.Yeteri kendinize ve yapabileceğinize İNANIN ;)

SENİ SEVİYORUM

Seni seviyorum!Ne kadar kolay söylüyoruz değil mi, ne varmış söylenmeyecek  hepi  topu 13 harf:) Çoğumuza göre işte bu kadar basit,o an söylenir sonrası düşünülmez ve sorumluluk gerektirmez;oysa güçtür seni  seviyorum demek, nerde ve nasıl söylendiğinin bir önemi yoktur;ama  samimiyet gerektirir.Bizler ‘seni seviyorum’ları öyle ziyan ediyoruz ki…Yargılamak değil amacım 2 günlük insanları seni seviyorumlara boğarken,en yakınlarınızdakilere belki anne belki baba belki dosta hiç söylemediğinizi fark edemiyorsunuz.Seni seviyorumlar çoğu kez yanlış yere gitmiştir belkide hala gidecek yanlış yerleri vardır,o 2 kelimeyi saklayın demiyorum;ama hakedenlere de söylemekten kaçınmayın.Bir gün otururken sebepsiz hiç bişi yokken annenize ya da babanıza seni seviyorum deyin ve gözlerine bakın o an onların gözünde gördüğünüz mutluluk ,söylemek istediklerimin özeti olacaktır.Benden küçük bi not: ben babama seni seviyorum baba diye mesaj atmıştım,babam  toplu mesaj silme işinden anlamazdı ve hep bana yaptırırdı,her defasında da çok güzel bi kızın mesajı var orda sakın sileyim deme derdi :) benim ‘seni seviyorum’um doğru yere gitti,keşke söleseydim neden söylemedim demiyorum siz de geç kalmadan sevdiklerinize rahat rahat korkmadan söleyin,hepi topu 2 kelime 13 harf ne varki:) SENİ SEVİYORUM

25 Nisan 2016 Pazartesi

DOSTLUK

Dostlukta zordur yalnız kalmakta.Yalnızlık çoğu zaman çekici gelir insana çünkü ne hesap vereceği biri vardır insanın ne de boş beklentilere gireceği.anlayacağın yalnızsan eğer dünyanın en rahat insanlarından birisindir;ama bazen doğru düşünüp mantıklı karar veremeyecek kadar kötü olduğu zamanlarda bir dosta ihtiyacı vardır insanın,korkusuzca elini tutup sarılıp ağlayabilceği.Çoğu zaman hatalıdır dost seçimlerimiz ve o kadar körü körüne bağlanırızkı bize göre yaptığı hiçbir şey hatalı değildir 'dost'un ve yapmak isteyeceği en son şey bizi üzmektir,oysa gerçekler öyle değildir:)Dostluk sadece beraber eğlenebilmek değildir ya da yalnızken aramak.Sesin titrediğinde onun da canı yanıyor,senden uzakta olmasına rağmen ben yanındayım dediğinde yanındaymış gibi hissettirebiliyor,yokluklarında bazen anne bazen baba bazen kardeş olabiliyor ve acaba dedirtmiyorsa eğer işte 'O' dur dost.Çoğumuz bunu bulamadığımızdandır her şeyi BEN yaparım telaşımız,insanlara karşi olan korkumuz.Benim için önemlisin dediğinde gözlerinde o pırıltıyı görebiliyor ve her daim yanında hissedebiliyorsan eğer sakın bırakma;ama öyle değilse bırak gitsin çünkü inan bana faydadan çok zararı dokunacaktır sana.Umarım herkes bir gün 'DOST'unu bulur :))
Ahh bizler ahh!Her şeye bahanesi olup,durduk yere kendine dert yaratanlar.Küçük kayıplarımıza nasıl içlenir nasılda karalar bağlarız,iştahımızı keser,göz pınarlarımızı kurutur,etrafımızdaki insanlara hayatı zindan ederiz.Bazen ufak bi alışkanlıktan öte değildir aslında;ama biz öyle bi vazgeçilmez hale getiririzki,;vazgeçemediğimiz şeylerin,kişilerin bizi nasıl esir aldıklarını göremeyiz,evet vazgeçemediğimiz her şey bizi esir alır.Yerine yenisini koyamayacağımız  daha önemli şeyler kaybedebileceğimizi  düşünmüyoruz baba gibi,anne gibi,kardeş gibi…Öyle zamanlarda ne yazıkki bize benzemeyen insanlar haline bürünüyor,normal şartlarda asla yapmayacağımız şeyler yapıyoruz.Ne çok hata ediyoruz… İster arkadaş,ister sevgili giderken  yaralar açsada gidişini kabullenemiyoruz çoğu zaman.’O’ olmadan yapamayacağımızdan mı? HAYIR!Düşününce şımarıklıktan öteye geçmediğini anlayacaksınız.Lütfen toparlanalım ve kendimize gelelim,kendi gücümüzün farkına varalım,bizler her şeyi başarabilecek insanlarız.Hiçbir kayıp bizi öldürmez;ama bu kaybı benliğimizin her hücresinde yaşamayalım güçlenelim.Acınızı bir kenara bırakın ve şunu tekrar edin BEN DEĞERLIYIM!!!

BOL  ŞANSJ