Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Özlemek Tarifsiz

  İnsanın sevdiği ya da özlediği birine sarılamaması ne kadar kötü bir şey öyle değil mi.Bazen gözlerimi kapatıp ama sımsıkı kapatıp yaşanan her türlü kötü şeyi unutup özlediğim insana sarıldığımı hayal ediyorum, hiç bırakmayacakmış, kopmayacakmış gibi sımsıkı.İçim bir tuhaf oluyor, bugün uzatmayacağım, içimden başka bir şey gelmiyor, kocaman bir özlem var içimde.Sevdiğiniz insanlar yanınıdayken sarılın, bir daha o şansınız olmayabilir.

İzlediğim bir dizi değil; ama karşıma çıktı ve çok dokundu sizlerle paylaşmak istedim






29 Temmuz 2016 Cuma

Aitsizlik

  Kendinizi hiç bir yere ait değilmişsiniz gibi hissettiğiniz oldu mu?Ben büyüdüğüm yeri çok seviyorum aslında, Hatay'ın pekte merkezi olmayan bir bölgesinde büyüdüm, öyle dediğime bakmayın, 15 dakikalık mesafedeydi büyüdüğüm yer.Okulum bitmiş, Amerika serüvenim bitmiş artık tamamen dönüş yapmıştım, yani herkes öyle sanıyordu.İstemiyordum, kalmak istemiyor kaçmak istiyordum, oradaki insanlardan, sorumluluklardan, beklentilerden.Ailemin karşı çıkmasına rağmen kararımı vermiştim, nişanlım İnegölde işe başlıyordu ve ben de gidecektim, ne de olsa evlenecektik 1 sene sonra ve düzenimizi orada kurmamız gerekecekti, hem boşu boşuna Hatayda herhangi bir iş yerine emek vermemiş olacaktım, bahanem buydu, oysa kaçıyordum.

  İnegöl'e dair pek bir bilgim yoktu, okuldaki ev arkadaşlarımdan biri buralıydı ve gayet modern, kıyafetleri benimkilerle eşit derecede açıklıkta biriydi, bakınca orada yaşayamamam için bir sebep yoktu bence, zaten aynı ülkede ne kadar farklı olabilir ki kültürler hem olsa bile banane, ben kimseyi umursamam ki, kimsenin dediğini yapmam ki diye düşünüyordum.Yine de tedbirli davranayım dedim, ilk haftamda balkonda oturuyorum henüz hiç bir mobilyam yoktu da, komşunun biri geldi yanıma, hoşgeldin dedi gülümsedim, bugün sitede bayanların havuzda yüzme günü gelmek ister misin dedi, sevindim ama biraz da çekindim, bu insanlar neyle yüzüyordu acaba, çekimser durduğumu görünce nedenini sordu, bende bikiniden başka bir yüzme kıyafetim olmadığını söyledim, güldü e dedi ne var bunda, bizim sitemiz faklıdır şehirden gel hadi.Bir sevindim ki anlatamam, hemen hazırlanıp koştum havuza, tabi ben pasta börekte bekliyordum ne biçim bayan günüydü bu.Sus dedim sonra kendime bak korkmanı gerektirecek bir şey yokmuş.Yeniyim kimseyi tanımıyorum, herkese gülümsüyor selam veriyordum, bize böyle öğretildi yani ne bileyim.Samimi bir ortamda büyüdük, değil komşularla oturduğumuz semtin tamamıyla selamlaşır ayaküstü sohbet ederdik, bazılarınıza tuhaf gelse de gerçekten bu böyle Hatayda, keşke gelip görebilseniz, ne demek istediğimi anlardınız.Yaz akşamları hele kızlı erkekli toplanıp sohbetin dibine vurmalar, bazen sahile gidip çekirdek çitlemeler.Farketmiyordu bizim için kız erkek oluşumuz; çünkü art niyet yoktu içimizde, e sevgili olanlar yokmuydu derseniz tabi ki oluyordu; ama kimse ötekine kötü bir şey yapmaya cesaret edemezdi, hepimizin ailesi biliyordu sonuçta kimler olduğumuzu, ailelerimizi, oyarlar valla, bana bişi olsa ailemden önce abilerim yani kuzenlerim vardı.Bunu neden anlattım, herkese karşı neden güler yüzlü olduğumu açıklamak için tabi ki de.

  Zaman geçti rutine bindi bir şeyler; ama ben nefes alamıyordum bu şehirde; çünkü yukarıda anlattığım gibi bir yer asla değildi.Kaçmak istiyordum buradan da; çünkü buraya da ait değildim ben, arkadaşım yoktu, çevrem yoktu, alıştığım hayat hiiiç yoktu.Sonra hayatıma girenler oldu, sevdim çokta değer verdim, burayı sevmesem de kalabilirim dedim.Onlara benzemeye çalıştım, kimseyi karıştırmadığım kıyafetlerimi değiştirmeye başladım, vazgeçilmezim kısa elbiselere şortlara hep veda ettim, uyarıldığım gibi insanlara karşı mesafeli olmaya çalıştım; ama hem işim gereği özellikle de yapım gereği sürekli insanlara gülümseyen bir insanım, ister müşteri ister başka biri ters bir şey söylediğinde kötü bir şey söyleyip susturamam da, yanlış anladılar bu yüzden beni, farklı şeyler düşündüler.Kırıldım içimdeki deli kızı hep dizginlemeye çalıştım; ama gördüm olmadı.

  Kendimi bir yere ait hissedemiyorum, buradan çekip gidesim geliyor; ama öteki yandan kalasım.Nefes alabildiğim yer mi burası, yoksa nefessiz kaldığım mı bilemiyorum.Bazen hayattan minicik bir işaret bekliyorum; çünkü ne yapacağımı bilemiyorum.PAS VER ALLAHIM!

28 Temmuz 2016 Perşembe

İtirafname

   Benim seçimim değildi, her zaman güçlü olmak ve güçlü kalmak için uğraşmak benim seçimim değildi.Ablaydım ben, evin en büyük kardeşi.Güçlü olacaksın sen dediler bana, ablasın, sen ağlarsan kardeşlerin de ağlar, koruyup kollayacaksın hep dik duracaksın dediler.8 yaşındayken de durum aynıydı 18 yaşımdayken de.Yaşımın bir önemi yoktu; çünkü ben hep en büyüktüm ve biliyorum 48 olsam da durum hep aynı olacak, en küçüğüm için de ama küçük o denilecek.

  İsterdim, en küçük kardeş olmayı, sorumluluk almamayı, bir şeyleri abla ya da abime yıkmalarını isterdim.Güçlü değildim aslında, korkuyordum da; ama söyleyemedim, biraz da gururum izin vermedi herhalde, bu yükü kaldıramadı demesinler diye.Çocukluğumu düşünüyorum, evimiz mezarlığa yakındır bizim, ağlayacağım zaman herkesten kaçar oraya gider ve ağlardım, belki de yaşayan kimse göremeyeceği ve beni kınamayacağı için kaçıyordum.Ben güçlü olmak zorundaydım her zaman, her koşulda.Babam bize veda ettiği zaman da öyleydi, ailenin yeni reisi bendim sanki, benden beklenildi yine, tamam dedim ve sustum, akıtamadım gözyaşlarımı dışarı.

  Dayanmak, durup dinlenmek istedim çoğu zaman, üzerimdeki yükleri paylaşmak istedim.Denedim, inandım ve gerçekten paylaşabileceğimi düşündüm, tüm zayıflıklarımı çıkardım attım oraya; ama ne oldu biliyor musunuz en zayıf yerlerimden vuruldum hem de defalarca, o an anladım zırhımı indirmek bana göre değildi.Güçlü ol kızım dedim kendime, güçlü ol ve gülümse.


27 Temmuz 2016 Çarşamba

Ayrılıktan sonrası-2

Çok öfkelendiğim bir durumu sizlerle paylaşmak ve sizin yorumlarınızı almak istedim.Ayrılıklar hoş değil elbet; ama daha nahoş bir durum varsa o da saygı çerçevesini aşıp terbiye bozmaktır.

Kız ya da erkek olarak sınıflandırmak istiyorum; çünkü ne yazık ki artık kızlarımız da erkekler kadar ağız bozuyor, ne kötü!Birliktelik mükemmel olmuş, eksikleri olmuş önemli değil bir şekilde bir insanla berabersiniz, bir yerde birlikte olduğunuz insan sizi de yansıtır, yani kendinize biçtiğiniz değeri.Mesela kendinizi önemsiyorsanız ve önceliğiniz kendinizse eğer sizi el üstünde tutacak birini istersiniz, basit bir örnekti sadece.Kimse kötü olduğunu düşündüğü bir insanla beraber olmaz, birkaç istisna dışında, bunlara saplantılı ilişkileri örnek verelim.Etrafıma bakıyorum, ilişkileri doğru düzgün giderken hiçbir sorun olmayan, kişiliğine laf etmeyen insan, ayrılık yolunda veya sonrasında ağza alınmayacak şeyler söylüyor, karşısındaki orospu oluyor, pezevenk oluyor, değersiz oluyor ve daha bir sürü şey.E sormazlar mı sana madem öyleydi neden beraberliğine devam ettin diye?Bu durumda orospu ya da pezevenk olan sen olmayasın?Kızgınlığa atmayın suçu sakın, kızgınlıkla laf bir kez ağızdan çıkar sonra pişman olunur, ayrılık gerçekleşse bile özür dilenir; çünkü hiçbir birliktelik bu şekilde bitmeyi haketmez.Bakın gerçekten çok kızıyorum, üzülüyorum, neden bu kadar kırıcı olmak zorundasınız, amacınız sadece can acıtmak bile olsa ne kadar kötü bir şey.

  İlişkiniz ister devam etsin, ister bitsin yapmayın bunu, yapmayalım.Hırslarımıza kapılıpta ne bize ne de karşımızdakine yakışmayacak şeyler söylemeyelim, yaşananlara az da olsa saygı.




Ayrılıktan Sonrası

  Eveet ayrılık sonrası davranışlarına ucundan dokunmak istiyorum.Erkek davranışları anlamadığım ve anlamlandıramadığım için yorum yapamayacağım.Ayrılık dediniz mi artık akla ilk kız whatsapp grupları geliyor ya da bireysel konuşmalar tabi ki dedikoduyu kaldıracak bi de ağlama duvarınız olabilecek arkadaşla, her yakın arkadaşla değil.Neden her yakın arkadaşla değil hemen söyleyeyim; çünkü bazıları fazla mantıklı oluyor, aman üzülmeye değmez böyle bir adam için, oh iyi oldu, bi kendine bak bi de ona zaten yakışmıyordunuz, hadi alışverişe gezmeye tozmaya hayatı yaşamaya diyor, öylece bakakalyorsunuz!Neymiş efendim aklımızdan silecekmişiz hemen, lan aklımızla mı sevdik, kalbimizle sevdik kalbimizle!Bu arada benim arkadaşlarımın çoğu da fazla mantıklı; ama ben pes ediyor muyum hayııırr, beni açık açık kovana kadar sızlandıkça sızlanıyorum, ne yapayım mutluluğu paylaşıyoruz, acıyı paylaşmayalım mı, neden arkadaşız o zaman Allah Allah ya.Bak oturduğum yerden atarlanıyorum.

  Bir itirafım var, ben kimseyi terk etmedim bu zamana kadar.Hayır ezik filan değilim, silin o düşünceyi kafanızdan, sadece her önüme gelenle birlikte olmadım, sevdiğim değer verdiğim insanlardı hepsi, hepsi dediğime de bakmayın bir elin parmaklarını geçmez.Neyse işte kızsam da kıyamazdım, sanki başladığım yolu bitirmeliydim, bu hayatta her şeyi düzeltebilirdik neden çünkü birbirimizi sevmiştik.Tabi ben böyle düşünürken karşımdakiler öyle düşünüyor muydu hayııır, tabi ben sızlanıyorum üzülüyorum, üzülürüm tabi sevdiğim insan gitmiş buna üzülmicem de neye üzülcem.Daha önce de dediğim gibi üzülüyorum diye hep azar yiyorum,ben ne yapıyorum bu durumda içime atıyorum kendi kendime kurdukça kuruyorum.Hani bazılarımız vardır, aman o da beni özlüyordur, sevdi yani boru mu aklından çıkmıyorumdur diye düşünür, ordan burdan takip eder ondan haber almaya çalışır, nerededir, kiminledir, ne yapıyordur, o da üzülüyor mudur diye.Ben tam tersiyim hep en kötüsünü düşünürüm elimde değil, sanırım beynimin tepkisi bu, hayal kırıklığına uğramamak için.Beni terketmişse eğer beni artık istemiyordur yoksa neden gitsin, isteyen insan karşısındaki de seviyorsa eğer gider mi ki sanki.Hiç aklına gelmediğimi belki de çoktaan birini bulduğunu düşünürüm, e o da haklı ben yoksam başkası olmayacak mı sanki hayatında,başkasını sevmeyecek mi laf yani, biri benden bahsetmeye çalışsa amaan bırak ondan bahsetmeyi dediğini ya da kötü şeyler söylediğini düşünürüm, psikopat mıyım ne münasebet, ben de öyle biriyim.Sosyal medyadan ya da arkadaşlardan takibe girişmem, bir kere onun umurunda değilim neden kendime işkence edeyim, bir de mutlu olduğunu görüp üzülcem, takip etmeyince de mutlu zaten diye düşünüyorum o ayrı; ama her adımını bilmeme her paylaştığını görmeme gerek yok bence.

  Vardır FBI dan iyi çalışan arkadaşlarınız, bazen bakıyorum işi gücü bırakıp hoşlandıkları çocukların ya da eski sevgililerinin varya her adımını takip ediyorlar her adımını, ben sittin sene düşünsem aklıma gelmeyecek yerlerden takipteler, ağzım açık kalıyor valla,Ne için yapıyorlar anlamlandıramıyorum da, madem her yerden takip edecek kadar seviyorsunuz çıkın karşısına söyleyin ne bu yani, illa onun mu araması lazım, korkmayın kimse aradınız diye sizi linç etmez :)


26 Temmuz 2016 Salı

O Kameraya Gülünecek!

  Dürüst olalım hadi, sosyal medya hesaplarımızın (facebook, instagram, snachat...) olmadığı günlere dönelim.O zamanlarda da kameralı telefonlarımız vardı, tabi fotoğraf çektirdiğimiz  zamanlar acaba bu ben miyim diye seksen kez baktığımız telefonlar.O zamanlar daha doğaldık sanki, hatta sanki filan değil daha doğaldık, tek görgüsüzlüğümüz az yaygın olan kameralı telefonlarımızı masa üstlerinde sergilememizdi hele o zamanlar bizim gibi liseliyseniz ohoo, ha bi de telefon sesi olarak saçma sapan bir şarkı yükleyip,yanımızdakine aratıp sürekli telefonu  bağırttırmak.Anlatması bile komik geliyor şuan, sevdiği kız geçerken erkekler telefondan daha önceden seçilmiş güzel bir şarkı açardı hemen, vay ki ne vay.

  Maziden gülümsememi alıp bugüne dönüyorum.Çılgınlar gibi sosyal medya hesapları kullandığımız bugüne, ben de kullanıyorum ezdiğimi sanmayın sakın.Hepimiz bir yarış içindeyiz sanki, gittiğimiz mekanlar, dolaştığımız insanlar, yediğimiz yemek ot bok her şeyimiz ortada.Sevgilimizden mi ayrıldık, silinen fotoğraflar, yazılan sözler hemen ama hemen.Her fotoğrafta gülüyoruz, mutluyuz ha bazılarında böyle uzağa bakıyoruz o da nazar boncuğu olsun.Sahiden mutlu musunuz o kadar ya, hiç derdiniz yok mu, dedirtiyor insana.Tabi haklısınız, haklıyız acı fotoğrafı çekipte paylaşmak olmuyor, bakınız mezarlıkta fotoğraf çektiren insanlara uyuz oluyorum şahsen ben, açmış kollarını dua ediyormuş, tamam üzüntülüsün biz de kaybettik hele ben en yakınlarımdan birini babamı; ama o nedir ya mezar başında fotoğraf atmak, he diyom tamam inandım çok özlemişsin.Neyse konuya döneyim evet mutlu anların paylaşılması güzeldir; ama biz yine şaşırdık bir şeyleri.Mış gibi yapıyoruz sürekli, 2 dakika önce ağlarken ardından hemen yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile fotoğraf paylaşmalar, ay hele sevgilisi, eşi bilmem nesi olanlar, sanırsın dünya tarihi böyle bir aşk görmedi, o ne yaa dedirtiyor valla benden söylemesi,Bir de kıskandırma, çatlatma, nispet fotoğrafları var of off off.Durmadan ağlarız iki göz iki çeşme, birkaç saniye sonra hemen güpgüzel bir fotoğraf paylaşma, ayy bokum sen kimsin ki, ben mutluyum sen hayırdır gibisinden.

  Yalancıyız be, evet evet yalancıyız inkar etmeyin, düpedüz sahtekarlık bu.Başkaları inanıyor mutluluk şovlarımıza; ama biz gerçeği biliyoruz işte.Ha bana sorsanız, mutsuzken bir fotoğrafa dahil olduğunda ne yapacaksın diye, cevabım gülümseyeceğim:)Ne yapayım surat mı asayım aaa


Bu da benden size, olan var olmayan var :)






25 Temmuz 2016 Pazartesi

Susuyorsak Eğer Sebebi Var

  Toplumumuzda yanlış bir algı var, haksız olan insan susar diye.Haksızsın tabi susarsın derler ya da konuşması için zorlarlar, hakaret mi desem, kışkırtma taktiği mi desem türlü türlü şeyler denerler.

  Ben mi nasılım?Bana haksızlık mı yapılmış, Allaaahh kıyametleri koparır, yerleri oynatırdım, karşımdaki kim olursa olsun ateş püskürtürdüm haklılığımı açıklar, hakkım alınmışsa eğer söke söke alırdım.Deli akıyordu kanım herhalde, gözlerimdeki ışıkla parçalardım, şimdilerde ise ne kadar çok konuşuyorsun diyenlere inat susuyorum sanki :) Tamam tamam inat değil, bir yorgunluk var üzerimde, nedenini açıklayayım.Yanlış anlaşılmak en nefret ettiğim şeylerden biridir, ne olursa olsun gerçek niyetim bilinmeli başka bir şey ile suçlanmamalıyım diye kendimi yırtarım, yırttım da hep.Korkunç şekilde iftiralara maruz kalsam da inat ettim hep kendimi açıklamaya çalıştım, uğraş uğraş dur yok, karşımdaki beni anlamıyor, sevmediğim biri olsa sıkılır ne açıklama yapcam siktir et derdim; ama öyle olmadı tabi.En bi sevdiklerim yapınca bunu kendimi kaybedene kadar didindim, sonra baktım sonuç aynı, ben de sustum, tepkisiz kaldım, ağzımdan tek kelime çıkmadı.Aslında gözlerim çok şey anlatmaya çalıştı her zaman; ama anlaşılamadım.Bir sessizlik çöktü  üzerime, belki sessizliğim, gözlerimdeki hüzün anlatır bir şeyleri diye düşündüm, ha oldu mu yok.

  Susmak kendimi iyi hissettirmese de susuyorum çoğu zaman artık, sadece yorgunlukta değil sebebi, kırmak istemiyorum; çünkü ne olursa olsun haklı da olsam haksız da sevdiğim insanı kırmak istemiyorum, kaçıyorum bundan.Yüz yüze geldiğimizde yüzüne bakabileyim istiyorum, canını acıtmamış olayım; aynı şekilde ben de bunları bekliyorum tabi özellikle sevdiklerimden; çünkü insanın canını en çok sevdikleri acıtıyor.

24 Temmuz 2016 Pazar

Verilmemiş Mektuplar

  Evimde tek başıma oturmuş kafamdaki milyon şeyden hangisini yazayım diye düşünürken tüm düşüncelerden sıyrıldım, sevgisinin anlaşılmadığını düşünenler için, belki de aşkına tarif arayanlar için, ne bileyim değişik bir şey yazmak istedim.

  Hikayemin en güzel kahramanı...Kalbimdekileri çoğu zaman dile dökemediğimden  anlaşılamadım az sevdim sandın, sevginin karşılıksız olduğunu ve bunun yanında bir sürü şey düşündün.Her şey o kadar acımasızdı ki bir gün sen çıktın, inat ettin, direttin, beni sevmene kapıldım.Yardan öte bir şey oldun ya da nasıl desem her şeyim oldun.Seninle başladı her şey, yürümeyi yeniden öğrendim sanki, sana gelirken korkak adımlarla değil cesaretli adımlarla geldim, koştum hatta.Bazen gittiğim yollardan emin olamadım; ama senin arkamdan geldiğini düşündüğüm için hep rahatladım.Hayata bakmayı öğrendim, kalbim o kadar kırgın olsa da umutla baktım seninle etrafa, mutluluğu gördüm minnak gözlerde.Ağlasam da gözyaşımı akıttığım yer senin omzundu ve kokunu çekmek huzurdu.Seninle yaşlanacağımı düşünüp, son nefesimi bile senin yanında vereceğimi düşündürtüyordu duygularım.Öyle bir şey ki seni sevmek, beni ben yapan büyük bir parça.Sen olmayınca içimin güneşi doğmuyor sanki, yaşam olmuyor, aldığım nefes batıyor.

  Bu kadar değildi; ama burada kesesim geldi, tıkandım.Devamını siz getirin olur mu?


 
 

 

22 Temmuz 2016 Cuma

Günlüklerim - 9

   Elim kaç kez gitti geldi bilgisayara bilmiyorum, zaten yapacağım her iş için öyleyim.Yatıyorum, nefessiz kalıyorum, içim sıkışıyor geri kalkıyorum, odanın içinde yürümeye çalışayım diyorum, halim yok yığılacak gibi oluyorum, geri yatağa,zaman geçmiyor, film izlersem zaman geçer düşüncesi ile komedi filmi açtım 3. dakikası bitmeden kafamı yastığa gömdüm, tabiki uyuyamadım, düşünceler sarıyor her zerremi uyuyamıyorum, yiyemiyorum, aranılan zayıflama yöntemini de buldum ayrıca 2 günde 2 kilo.

  Annemle konuşayım diyorum, arıyorum evde misafir var konuşuruz sonra diyor, kapatıyorum.Kendi kendime başa çıkmaya çalışıyorum, dizlerim beni taşımıyor, bedenim sanki 1990 kilo, şuan bu yazıyı yazarken kollarım sızlıyor, ne bacaklarımı uzatıp yatmaya dermanım var ne de kalkıp bir iş yapmaya.Arkadaşımı arıyorum, ne kadar aciz bir insan olduğumdan bahsediyor, son 1 yılda ne kadar değiştiğimden.Eskiden benle yapılan her şey eğlenceli ve güzelken, şimdi ne kadar durgun ve sessiz olduğumdan.Senle alışverişe çıktık diyor, alışveriş ya diyor en sevdiğin şeylerden biri, bir kez yüzün gülmedi, bize karşı sabırsızsın ailene karşı tahammülsüz davranıyorsun, asıl sert çıkman gerekenlere sonsuz bir sabrın var, ne yaptığını sanıyorsun, böyle yaşayarak mutlu olacağını filan düşünüyorsan eğer hata ediyorsun, kendine saygın yok, kendine değer vermiyorsun.Verdiğin tavizlerin sonu yok ve kendini mutsuz ediyorsun, sen öyle olduğun sürece biz huzursuz oluyoruz, beraber oturduğumuzda hiç susmazdın, şimdilerde konuşacak konu bulamıyoruz.Cidden değiştim mi o kadar diye düşünüyorum, değiştim sanırım hayattan zevk alamıyorum.Yapmak istediklerimle elimdekiler bir değil, evet çoğu kişinin öyle; ama ben yanlış anlaşılıyorum, inadım yüzünden yanlış kararlar alıp sonrasında sonsuz acılar çekiyorum, bu durumda biraz daha hoşgörü beklerdim, hep bekledim; ama olmadı, asıldım kesildim, yerle bir edildim.

  Yaptığım yanlışların farkındayım, herkes yapar, bana da yapılıyor; ama ben ne olursa olsun bu zamana kadar kimseyi affetmemezlik yapmadım, özellikle sevdiğim bir insansa eğer, tek br özür dilemesine bakar her şey.

  Kollarım morluklar içinde, patlayan damarlar, yanlış takılan serumlar.Acıtmıyor hiçbiri yüreğimdeki yara kadar.Kalkmam lazım, sadece kendi sorunlarımla ilgilenecek kadar da şanslı değilim, annem, kız kardeşim, erkek kardeşim.Geldi mi hepsi üst üste geliyor herhalde, debeleniyorum, uğraşıyorum belki batıyorum; ama farkında değilim.Keşke olmasaydı böyle, yenebilseydik aşabilseydik bir şeyleri, sırtımızı yasladığımız duvarlar yerle bir olmasaydı.İhtiyacım var, benim herzaman yerli yerinde duran duvarıma çok ihtiyacım var.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Bırakın Kibri :)

  İnat mı gurur mu belli olmayan saçma sapan hareketler duygular üzerine konuşalım diyorum.Bir anlaşmazlık oldu mesela ters düşüldü, bu zamane ilişkilerinde hemen bir asmalar kesmeler, konuşmama ve araya mesafe koyma sıralanıyor.Zamane dediğime bakmayın ben de zamanelerdenim:)

  Kibirden bahsedelim şimdi de, kibir için derler ki 'kendini başkalarından üstün görmektir, başkalarını beğenmeme ve kendini diğerlerinin üstünde görme davranışıdır. ' Neden kibirden bahsediyorum şöyle izah edeyim; ters düşme durumlarında alttan almama, karşıdakini sürekli ezmeye çalışma, hatasını kabul etmeme ve hep karşıdakinin aramasını beklemek aslında öncelik olarak kibirden kaynaklıdır, benim görüşüm bu yönde siz ne dersiniz bilemem.Bu böyle devam eder bazen artık dayanamaz insan konuşmak istiyordur; ama inat etmiştir bir kez aramayacaktır, aşkından  özleminden ölse de burnunu kaf dağından indirmeyecektir, ne olursa olsun suçlu karşıdakidir, öyle olmasa bile aramayacaktır, arayan alttan alan o olmamalıdır, peki ya neden?Aşk demişken onu da sorgulayalım, aşık olduğunu iddia eden seven bir insan sürekli olarak karşıdan bekler mi bir şeyleri?Ben kendimden örnek vereyim ben uğraşırım ararım debelenirim; ama sonra durur bir bakarım benim için ne yapılıyor diye, hakkım veriliyorsa, her şey benden beklenmiyorsa eğer sonuna kadar devam ederim hiçte gocunmam ha bazen inat ederim ama o da şımarıklığımdan yani sevdiğime şımarma çabasından o arasın isterim, gönlümü almaya çalışsın ne bileyim böyle sevildiğimi hissetmek isterim, her zaman değil ama, yoksa bir anlamı kalmaz bazı şeylerin.Bunlar görev gibi yapılmamalı bence, insanın içinden gelen bir şeydir zaten çoğunlukla, kızsan da içten gelen küçük bir özür unutturabilir bence her şeyi.

  Ha şimdi de aradık diyelim, suçlu da olsak suçsuz da olsak her şeyi yutmuş aramışız, ne bekleriz tabi ki hoşgörü, doğru düzgün konuşabilme.Ayrılıkta olacak olsa, ilişkiye  devam da edilecek olsa, medeni bir şekilde konuşma beklenir.Örnek ben, karşımdakini çok çok arayasım varsa bile, laf yiceğimi biliyorsam eğer çoğu zaman aramam, özlemediğimden mi, sevmediğimden mi, inadımdan mı, kibirimden mi değil.Ben aşkta gurura yer vermem çoğunlukla, hata ediyorumdur çoğunuza göre; çünkü gurur bazılarımıza göre her şeydir; ama ne bileyim ben yapamıyorum çok.Bazen kendime dayatırım bir şeyleri, sen de ötekiler gibi ol, kendinden çok şey verme, kendini ezdirme bu hayatta en önemli değerli olan kişi kendin olmalısın diye.Kendimi gazlıyorum gazlıyorum sonra ne mi oluyor, fosss :)

  Aslında daha yazacak çok şey var da ben şimdilik sonuca bağlayayım.Seviyorsanız ve sevginiz suistimal edilmiyorsa eğer kibri, inadı, gururu bir kenara bırakın ve sarılın.Hele karşınızdaki kişi, sırf sizi seviyor diye bir şeyleri yutmuş ve sizi aramışsa eğer, sonuç ne olacaksa olsun  insan gibi davranın;)




13 Temmuz 2016 Çarşamba

Bu Sıralar

  Bir kırgın çarpıyor yüreğim.Tüm gerçeklerim yerle bir olmuş, enkazın altından çıkamıyor gibiyim.Size de olmuştur mutlaka.İnandığınız şeylerin koca bir yalan olduğunu anlamak inanılmaz acı veriyor mesela.Kandırılmışlık, aldatılmışlık hissi tarifsiz.

  Empati  yaparım  çoğunlukla haklı olduğumu görürüm öteki taraftan da bakınca; ama düşünüyorum kendimi karşıdakinin yerine koyuyorum diyorum ee ama bu yine benim kültürümle benim bakış açımla bakılmış olmuyor mu?Belki de o yüzden karşımdaki insana kendini benim yerime koy dediğimde koyamıyor ve ne kadar acı çektiğimi anlayamıyor; çünkü onun içinde ben yokum, düşüncelerim yok, duygularım...

  Pembe yalanlara göz yumarım niyet temizse tabi; ama benimkilere hiçbir zaman göz yumulmuyor, uzun zaman geçse de önüme sunuluyor, üstüne üstlük bana vicdan yaptırılıyor, üstüme gelmeler, beni üzmeler ağlatmalar karşılığındaysa ne mi görüyorum kapkara yalanlar!Karşımdakinin üzgün olduğunu bilsem dayanamam affederim ben yine( neden çünkü ben bir salağım, saf filan değil); ama insanlar hep üste çıkma çabası içerisinde özür mözür hak getire.

  Kendi içimdeki denizde boğuluyor gibiyim, nefes almak zor geliyor bazen.Keyfim yerinde değil haliyle; ama gülümsüyorum.Tuzu koyulmamış yemek gibiyim, görüntü de sorun yok ama tadı...


Bu da benden size;)



11 Temmuz 2016 Pazartesi

Başlangıçlar ve Sonrası

  Nedendir bilmem insanların üzerine bir rahatlık, bir boşvermişlik çöküyor ilişkilerin ilerleyen zamanlarında.Hani sanki ilk başlardaki saf, masum, çok aşık haller uçup gidiveriyor.Anlayamıyorum bu bir kural mı?Çoğu zaman karşımızdakini sevme sebebimiz çok ilgili olup, bizi çok güzel sevdiğine dair olan inancımız değil mi?

  Anlayamıyorum, insanların bu denli değişmesine sebep olan şey nedir?Rahatlık mı diyorsunuz, artık kendini kasmamak mı, 'o' artık benim malım görüşü mü nedir yani?Sevgi bitiyor mu sevgi, onu bi söylesenize.Düşünüyorum, düşünüyorum yok anlamlandıramıyorum.İlk başlarda mutlu olsun diye yaptığınız şeyler, bazen alttan alışlarınız neden sonra değişiyor?Hiç karışmadığınız normal olan şeyleri neden ilerleyen zamanlarda dünyanın en büyük ayıplarından biri gibi görüp karşınızdakine saldırmak için yer arıyorsunuz?Daha bir sürü soru sıralayabilirim buraya; ama şimdilik yeter.Her şeyi salıp, karşınızdakini mutlu etmek için zerre uğraşmayıp, en ufak hatasını kollayıp üzerine gelip hala sevdiğinizi mi iddia ediyorsunuz, doğruyu söylesenize derdiniz nedir?

  İnanmıyorum ben böyle sevmelere inanmıyorum, daha doğrusu saygı duymuyorum, tasvip etmiyorum.İlişkiyi sıradanlaştıran, tüketen, bitiren tüm bu rahatlıklardan nefret ediyorum.Ya özverili bir şekilde devam etsin ya da bitsin, ha ilk günkü gibi çok aşık olun demiyorum onu da yanlış anlamayalım!

8 Temmuz 2016 Cuma

Bir Hatay Güncesi

Bir Hatay serüvenimin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım.Ne hayaller kurmuştum, nasıl bir özlem vardı içimde.Uzaklıktan dolayımıydı yoksa bu duygularım?En sevdiğim yemekler tatsız geliyor bana, görmek için can attığım insanların yüzüne boş bakıyorum.Keyif alamadığım bir memleket gezmesi(gezemedi) daha.Son gelişimde de aynı duygular içersindeydim, büyü filan mı yaptı biri bana, çok sevdiğim memlekette mutlu olamama büyüsü!Biliyorum, inegöle doğru yola çıktığım anda  depreşecek özlemim; ama burdayken nedir bu kıymet bilmeyişlerim.Kıymet bilmemekte değil aslında, hissizleştim sanki, tat alma duyum kayboldu, gülüp eğlenebilme yetilerim.Bir dilek tutuyorum, lütfen gerçekleşsin lütfen🙏🏻

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Sustuklarım Kadar Acıyor Yüreğim

Ben bu hayatta en çok sevdiklerime kırıldım, sevdiklerim üzdü en çok beni.İçime attım çıkaramadım sesimi.Yapamıyorum, tepki veremiyorum, ben de öyle bir insanım işte.İfade etmeye çalıştım aslında her defasında kendimi; ama anlamadılar, işlerine geldikleri gibi yorumladılar her şeyi.Bakakaldım çoğu zaman, anlamlandıramadım sustum.Susmalarım da hep yanlış anlaşıldı.Susuyorum ben artık, beni üzen her şeye susuyorum, canım acıyor; ama susuyorum...