Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

30 Ağustos 2016 Salı

Gerçekler Değişmiyor, Değişmez

   Şanlı zaferimizin 94. yılı kutlu olsun!Bu yolda savaşan gazi ve şehitlerimizi, kurtuluşa öncülük eden Mustafa Kemal'imizi bir kez daha saygıyla anıyorum.Ne yazıktır ki ciddi bir kesim bu uğurdaki mücadeleyi ve öncülük edenleri unutmuş, yetmiyormuş gibi iftiralarla çirkinleştirmeye çalışmıştır.Ne yazık...

  Nankörlük mü desek bu duruma, ha ne dersiniz?Alışmış olmalıydık aslında; çünkü hayatımızın her yerinde nankörler, nankörlükler.Kapatın hadi gözlerinizi, kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok.Bu zamana kadar kimler gelip geçti hayatınızdan bir düşünün.Tabi bunları düşünürken kendinizi de sorgulayın, ben kime ne nankörlük yaptım diye, hep biz değiliz şampiyon :)Eskiden sinirden ateşim çıkardı nankörlüğe uğrayınca,uyku uyuyamazdım düşünmekten, şimdilerde ise bir gülme tutuyor valla bak, şimdi bile düşünüyorum gülüyorum.Yaşasıııın sanırım büyüyorum.

  Önemsemiyorum, önemsememeyi öğrendim, neden biliyor musunuz; çünkü cidden başkalarının düşüncelerinin, yaptıklarının aslında bir önemi yok.Şöyle düşünün bugün birileri kalkıp Mustafa Kemal için olur olmadık şeyler söyleyince, yaptığı onca şey silinmiş ya da hiç yapılmamış mı oluyor, HAYIR!.Öte yandan yardımınızın dokunduğu biri belki de aynı kaptan yemek yediğiniz biri bugün kalkıp sizi kötü bir insan olmakla suçladığı zaman ya da daha başka şeylerle, siz gerçekten öyle mi oluyorsunuz.Evet duygularınız incinebilir, herkesin incinir; ama bir yerde farkına varıyorsunuz, ne oluyor ya diyorsunuz gerçekler bunlar değil.Bu yüzden canınızı sıkmayın, sıkmaya çalışanlara da gülün geçin.Nankörlük yapanlar da bir gün farkına varıyor yaptığının, erdemli olanlar özür diliyor.Hemen olacak demiyorum ama ben yıllar sonra bile bunu yaşadım, bana yapılan haksızlıktan dolayı özürler dilendi, ha bir şey değişti mi hayatımda yok; ama şöyle  bir baktım ve gülümsedim, iyi ki yapılanlara karşı ben çirkinleşmedim dedim.Bugün de bayram dediğiniz zaman saçmalayan insanları duymayın, yav hee deyin geçin.

ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Unutmak Gerek

  Selamlar.Dün uzun zamandır konuşmadığım eski bir arkadaşım ile sohbet ettim.Biraz benden, biraz ondan çokça da hayattan bahsettik.Canım çok yandığı zaman istemsiz ah ettiğimi söyledim; ama sonrasında her şeyi unutup Allah'a havale ettiğimi.Unutma dedi bana, hiçbir şeyi unutma.Bir insan unutmazsa nasıl yaşayabilir ki, kötü hatıralar sırtımızdaki bir yükten, kamburdan farksız değil midir?

  Canım yandığı zaman ben de her insan gibi İNTİKAM diye parlatıyorum gözleri; ama en fazla 3 gün sürüyor bu durum, ay aman zaten intikam aldınız diyelim ne yani, ne elde edeceksiniz, geçiyor mu yaşadığınız şeyler.Boşveer diyorum ben her defasında, bu da kalsın yanına.Olmuyor ya yapamıyorum valla bak, böyle canımı çok acıtmış biri bir zaman sonra geliyormuş, özür diliyormuş, bende diyormuşum SEN KİM KÖPEKSİN, görseniz inanmayın o ben değilimdir, ya da bana bir şeyler içirmişlerdir.Kin tutamıyorum ben, tutmayı da tercih etmiyorum, inanıyorum ben kinle yaşayan bir insanın mutlu olacağına, üstünü kapatıp yola devam etmek gerek bence.Hem ben söylemekten yoruldum, hayat kısa be kısa, kim ne zaman gidecek belli değil, neyin öfkesi neyin kini bu.Görüşmek istemezsiniz anlarım, zaten çoğu zaman bir daha güvenemezsiniz; ama intikam diye gebermeyin.Basit insan işi bence bu, bırakın zamana gün gelir devran döner demiş zamanında birileri, vardır heralde bir bildikleri.

  Salın gitsin sizi aşağı çeken her şeyi, kötü günleri, insanları.Bırakın sırtınızda kambur yapmayı, kurtulun ağırlıklardan.Bugün 27 Ağustos 2016 ve hiçbir zaman şuanki kadar genç olamayacaksınız, bugünü iyi yaşayın, en temizinden bir nefes çekin ve içinizde saklanmış kötü anıları boğun!

25 Ağustos 2016 Perşembe

Bu Kız Ne Yaptı

  Şimdi size neler yaptığımı anlatacağım.İşler biraz, aslında biraz değil çok karmaşıktı benim için.Kuzenlerim yanımda olmak istemişler, basmışlar gaza İstanbuldan gelmişler buraya.Tabi suratsız ben bir triplerdeyim, hallerdeyim, neyse işte cumartesi sabahı olmasına rağmen fabrikaya gitmem gerekti, onları evde bıraktım gittim, ben ordayken bizimle gelmek ister misin diye sordular, hiçbir şey düşünmeden tamam dedim, patronum yurt dışında izin alacak kimse yok, patronumun kardeşine söyledim, olmaz dedi, diretince bana kapıyı gösterdi; ama o an bir şey düşünmüyordum tabi.


  Bastım gittim İstanbula, hoş gitmeseymişim de aynıymış, çünkü bırak dışarı çıkmayı yataktan zor kazıyorlardı beni.Annem olsun istedim yanımda, korunmaya ihtiyacım vardı sanki, hemencecik uçağa atlayıp geldi canım annem; ama nafile.Ölümüne mutsuz hissediyordum, herkesin bildiği sorunlar ötesinde içimdekileri anlattığım kişilerce de anlaşılamıyordum.Konuşmak istemiyordum artık,  kardeşimin okul kaydı da vardı bu arada, o an düşünemiyordum bir şey; ama şuan ona yardımcı olamamanın pişmanlığını yaşıyorum.İstanbulda kalmak istemiyordum daha fazla, bu kez karar verildi ve Mersin yolu göründü bana annemle.Önce İnegöle gidip birkaç eşya aldım yanıma, ilk geldiğim zaman kendimi çok iyi hissetmiş, savaşma gücü bulmuştum her şey ile; ama otobüse bindiğim anda varya bir öküz oturdu içime, 13 saat boyunca ağladım desem sadece azıcık abartmış olurum bence.Dayım bizi aldı eve götürdü, tabi benim geleceğimi öğrenen  öteki dayımlar teyzemler yengemler ohoo hepsi geldi, bana bir bakıyorlar sanırsın karşılarında hortlak var,  aslını söylemek gerekirse öyle de görünüyordum 44 kiloya düşmüşüm, gözlerim ağlamaktan kocaman olmuş bir de kıpkırmızı.Herkes kendince bir şey söylüyor, ben inatla konuşmuyorum, anlatsam anlamayacakları şey çok.Erkek bir kuzenim var, daha Mersine varmadan onu aradım, hemen uçağa atlıyım geleyim dedi, biraz da mutluluktan ağladım.


  Kuzenimin gelmesini bekledim delice, sanki beni süper bir güçle kurtaracak gibi, tabi bu arada beni şişmanlatma seansları sürüyordu, sürekli önüme bir şey konuyor.Kız olan kuzenim kolumdan tuttu sürükledi de bir kez dışarı çıkmış, deniz yüzü görmüş oldum.Artık yorulmuştum da sanırım, gözümden yaş gelmiyordu, hergün acıdan gebersem de.Veee beklenen gün geldi, yani kuzenim geldi ve beni evden aldı.Anlattıkça anlatıyorum yaptığım şeyleri, belki de döver diye bekliyorum, sabırla dinliyor beni kızmıyor, neden kızmıyorsun diye soruyorum, ben diyor ekibimdeki çalışanlara çok kızar bağırırım neden biliyor musun hata yapmasınlar diye, hata yaptıktan sonra kızmanın bir anlamı yok, e şimdi sana kızsam ne olacak, düşündüm haklı.Neyse  işte bana birkaç şey söyledi ne olduğunu yazamıcam ama varya bazı gerçekler bir insanın suratına ancak böyle yapıştırılabilirdi.BU HAYAT SENİN dedi bana, ne istediğine sen karar vereceksin, ha şimdi üzülüyorsun sen, düşünüyorum sana üzülmek istiyorum ama s… de değilsin diyor bana gülüyor, laan diyorum kızıyorum yine gülüyor ne yapayım yani seçim senin seçimin ben niye üzüleyim diyor, haklı yani ne yapsın; ama yine de beklediğim tepki bu değildi.Sonrasında tuttu beni kolumdan, öteki kuzenleri de aldık gittik rakı içmeye, dertler biraz dağılsın diye.Ertesi gün bizimkilerin yoğun ısrarından ötürü saygıdeğer bir psikolog ablamıza gittim, neyse dedim hadi buna da anlatalım, anlattım kadın şok krizden krize girdi, sinirden ölecekti, lan bunları yaşayan benim tribi niye sen yapıyosun, o da çat çat çat bir şeyler söyledi, laaan bunlar kuzenimin söylediği şeylerle aynı, psikoloğa verdiğim para rakı masasına ödediğim paradan çok, yuh!Kuzenim para almamıştı valla üstüne yemekte ısmarladı, kahve de.Vay anam vay.


  Ben salak salak triplere girmişken bir haber aldım, komşum ölmüş gencecik adam, çocukları el kadar, babalarını hiç bilemeyecekler, anıları olmayacak içim yandı.Hayatın anlamını, kısalığını sorguladım,  dışarıyı izlerken ittirdiği el arabası ve içinde taşıdığı kartonlarla birden düşüp yuvarlanan küçücük bir çocuk takıldı gözüme.Ah Meltem dedim derdin ne.Kendimden nefret ettim, dertlerimden nefret ettim.Annemden bahsetmek istiyorum bir de, babacağımın emaneti, benden çok acı çektiğini düşündüm bazen, gözleri öyle acı dolu bakıyordu ki bana, onu ağlatmak isteyeceğim son şeyler arasındaydı; ama oldu ve şuanki isteğim babamın beni affetmesi ya da bu olanları hiç görmemiş olması, annem için mutlu olmaya söz verdim kendimce, yanında olmak, en azından bulunduğu şehre yaklaşmak istedim.İş başvurusu yaptım hem de kaç tane, evlere baktım işlere baktım, anneme gitmek istiyorum, ait olduğum yere gitmek istiyorum.Şuan içinde bulunduğum durumdan biran evvel kurtulmak istiyorum.Söz verdim anneme  iyi olacağım, olmasam da öyleymiş gibi davranacağım, aileme bunu yapmaya hakkım olmadığını biliyorum.Veee bu benim hayatım verdiğim kararların sonucunda bi ben ağlarım ha bir de annem, büyük düşünür kuzenimin dediği gibi çoğu şey, biraz argo hatta çok argo olduğu için paylaşamıcam.İşte bu kadardı.

Güzel günlere doğru yürüyelim, bazı şeyleri düşünmemek gerek, öylece yaşamak...


24 Ağustos 2016 Çarşamba

Deli Kız Döndü

    Herkese merhaba, beni merak edenler, buraya dön artık diyenler öncelikle sizlere teşekkür ederim.Uzaklaşmıştım, kendimi toparlamam lazımdı.Yaşadığım şehri, çalıştığım işi, birden hepsini bıraktım ve gittim.

   Mutluluğun ne olduğunu sorguladım, sevginin ne olduğunu, yaşama amacımı.Sadece kendiminkini değil, öteki insanlarınkine de baktım.Aslında çoğu insanın ne kadar boş yaşadığını gördüm.Sorguladım, en ince ayrıntısıyla sorguladım neredeyse, en yakınlarıma baktım sorular sordum.Aşkla evlenen kuzenimi gördüm, sonra klasik hemen bir çocuk, tüm gün çocuğuna bakıyor akrabaya gidip geliyor, koca ile arada sırada dışarı çıkılıyor birkaç fotoğraf çektiriliyor ve mutluyuz diye sosyal medyayı inletiyor.Boş baktım kaldım öylece, bu şekilde gerçekten mutlu musun diye sordum, kocadan para beklemek, kocaya söylemeden evden çıkmamak, tüm dünyasının çocuk ve kocaya hizmet olması, ilginç.Öteki yandan teyzemi inceledim, konuşuyor gülüyor, eğleniyor, eniştemle aşk ile mi evlendi hayır, maddi durumları iyi mi hayır; ama canını sıkıp depresyondan depresyona koşmuyor 4 çocuğuyla ilgileniyor.

  Sevgiyi irdeledim sonra sevmeleri, beni seven insanları düşündüm, kaçının gerçekte sevdiğini, herhangi bir durum karşısında kimin yanımda olduğunu, olacağını.Çoğunun samimiyetsizliğini gördüm, işi bitene kadar yanımda duranları, evime gelip ekmeğimi yiyip aslında zerre önemsemeyenleri, kendimi ne çok üzmüşüm.

  Kendimden özür diliyorum, beni gerçekten seven insanlardan, çok üzdüğüm ailemden.Mutluluk, mutluluk diye tutturup saçma sapan şeyler yaptığım, imkansızlıklarda aradığım için,başkalarını mutlu etmek adına kendimden vazgeçtiğim için, kocaman özür diliyorum.Kendime olan güvenimi, saygımı yitirmişim.Silkelenmem, kendime gelmem lazımmış.Kendime ne çok zarar verdiğimi görmemi sağladı bu kaçış, haketmeyenlere sunduğum sonsuz hoşgörümü ve sonunda beni nasıl parçaladıklarını.

  Çok iyiyim diyemiyorum, yaralıyım; ama zaten hisli olan bir insan, gerçek duygular yaşayan her insan yaralanır.İşledim, gıdım gıdım işledim acılarımı yaralarıma.Canım çok yandı; ama yaptıklarımdan dolayı pişman olmamayı öğrendim, herkes isterdi hata yapmadan büyümeyi, her şeyi eğrisiyle doğrusuyla görmeyi, mutlu olmayı; ama olmuyor, olmayacakta.Kendimi kandırmayı seçmiyorum ben, başım dik olacak.Ben beni tanıdığını iddia eden insanların dediği gibi biri değilim, dışardan yorum yapan insanların dediği gibi hiç değilim.Meltem olmayı, Meltem olarak yaşamayı unutmuştum, bu yüzdenmiş ailemin bana neden bu kadar değiştin sessizleştin demesi, evet ben de farkındaydım aslında; ama kendim olmamanın beni bu kadar mutsuz ettiğini görememişim.Derin bir nefes al Meltem, bir daha asla bu kadar genç olamayacaksın, mutlu ol ve gülümse

4 Ağustos 2016 Perşembe

Kitapsız mı ASLA!

  Oldum olası kitap okumayı çok severim; ama şu sıralar abartmış olabilirim neredeyse 2 günden az bir süreye bir kitap sığdırıyorum neden; çünkü keyif vermesi dışında kafamı da oyalıyor, durduruyor, bir süreliğine kendimi soyutluyorum her şeyden.Kitap tezgahı açılmış dedim arkadaşıma, koştur koştur geldi, her kitabın başında ayrı ayrı yorum yapıyoruz, neyse işte ben doldurdum  bi poşet, öteki okumak istediklerimi arkadaşa aldırmaya çalışıyorum, al bak ben okucam değişiriz diyorum, tutamıyorum kendimi hepsini alasım geliyor; ama valla ciddi bir sermaye gerektiriyor.

 Kitap bence kişiye verilebilecek en güzel en anlamlı hediyelerden bir tanesidir, tabi öylesine gidilip alınan bir kitap değil.Düşünsene çok sevdiği bir kitabı sana vermiş, o duygulara ortak etmek istemiş seni, ne güzel.Hayırdır demode mi buldunuz, evet mektup yazmayı da severim sevdiğim insana.İnce ruhluyum ben ince, sevmekte ince iş değil mi zaten; ama anlayana işte.İnce dediysek yanlış anlamayın karmaşık filan  değil düşündüğünüz gibi zaten karmaşık olsa beceremem ben.Ne bileyim yaşlılıktan heralde, eskiden daha zehirdim.Mesela ben düzenli aralıklarla şifrelerimi değiştirirdim mailimin, banka kartlarımın, sosyal medya hesaplarımın, şimdi aklıma bile gelmiyor, ha değiştirmek mi gerekiyor koyuyorum sonuna bir nokta ya da bir rakam oldu bitti al sana yeni bir şifre.

   Sonuca bağlıcam tamam, kitap güzel şey:)Canlarım kitaplarım sizi çok seviyorum.Kitapları seviniz, koruyunuz :D Hadi ben bi kitabıma döneyim, siz de ihmal etmeyin bak, yazmak yetmez bir de okumak lazım.


 

2 Ağustos 2016 Salı

Bir Deliden Tavsiyeler

Şşş bak bi bişiler sölicem nacizane, uygularsın uygulamazsın sana kalmış.
Sevdiğini iddia ediyorsan eğer yapman gereken şeyler var, sevgi kuralla mı işliyor diye çemkirme bak ağzına vururum.

Bir kere seviyor musun, sevmiyor musun ona bir karar ver, yok şöyle davranırsan eğer severim, benim istedğim şu şeyi yapmazsan sevmem diye bir dünya yok.O ne be, ne biçim sevgiymiş, her sevenin istediği oluyor mu sanıyorsun, lan kan kusturuyo bazıları, gözyaşı dökmeden uyuduğu gün olmuyor yine de seviyor, niye bunlar gerizekalı mı?Şimdi öyle dedm diye yanlış anlama, dövse de sövse de durumu yok.Tamam vazgeçersin, bir daha olmayacak dersin; ama sevmiyorum diye nasıl dersin anlamıyorum mesela.Bu mu yani, bir şey olacak, pat diye sevmiyorum dencek ve bir daha sevilmeyecek, o ne ya, ne bu ben anlamıyorum.Nerde iliklerine kadar sevenler yahu.Nefret ede ede sevenler de sevmiyor değil haa, en çok sevenler bir bakıma onlar, nefret etse de sevmekten vazgeçemeyen, canlarım benim aşkın büyüğünü siz yaşıyorsonuz, kendi kendinize filan ama olsun ya idare edin.

Seviyorsanız eğer korkun baylar bayanlar, karşınızdakini üzmekten çok korkun.Hatayı o mu yaptı uyarın, içinde kötü niyet olmadığına inanıyorsanız eğer affedin, beraberce doğruyu bulmaya çalışın.Elbette ilk başlarda inatlaşılır kimse kolay kolay doğru bildiğinden şaşmaz; siz konuşmasını bilin yeter ki, varya sevdiğim insan tatlı tatlı konuşsun bana yaptıramayacağı hiçbir şey olmaz, o kadar büyük konuşuyorum.Ayrılmak en basit yöntem, sevenler uğraşır, didine didine bir şeyler elde etmeye çalışır neden çünkü sevdğini kaybetmek istemez.İlk o arasın diye beklenmez, ha giderken sizi yerin dibine sokmuşsa ve bir daha aramamanızı istemişse o ayrı, o zaman aranmaz, aramayın da yoksa sizi yüzsüz bulur, hakaret bile edebilir sonra oturur ağlarsınız içinizdeki aşka sevgiye, tecrübeyle sabittir.

Gel gitli olmayın, bir seviyorum bir sevmiyorum demeyin.Ya bir şeyleri sırtlanın, sahip çıkın ya da kesin bir şekilde gidin.Karşınızdaki sizi seviyorsa hele sakın bak sakın.Kul hakkıdır bu, karşınızdakini arada bırakmayın net olun, istemiyorsanız eğer açık olun söyleyin ve yeni bir hayata itin onu ya da bırakın kendi karar versin ne yapacağına; ama ne olursa olsun net olun.

Bırakın saçma sapan bahaneleri, sevmek ve sevilmek harika bir duygu ziyan etmeyin.Hayat karşınıza o kadar dert çıkarıyor ki sevdiklerinize sarılın.Salak salak davranıpta seviyorum demeyin.





Bir Garip Haller

  İyice yaşlanıyorum sanırım, 25 yaş yaşlanmak için erken değil mi ya!Gezmeler, arkadaşlar, eğlence diye tutturan ben değilim sanki.Arkadaş sıkıntısı çektiğimden bahsetmiştim zerre sevmediğim şu memlekette, bir hediye gibi indi kafama 1 değil 2 Hataylı kafa dengi aile, yuhuu!Annem bile artık sızlanmanı gerektirecek bir şey kalmadı çevren de oldu, artık aklım sende kalmayacak dedi sıkılıyormusun diye.

  Bizim memleketin insanı sıcaktır, içinde tutamaz çok bir şeyi nasıl hissediyorsa öyle davranır.Eğlenceli tipler kızlar, birine sarı diyoruz ötekine kızıl.Aralarındaki en küçük benim, en küçük dediğime bakmayın aramızda çok yaş farkı yok, kızlar benden 4 yaş büyük eşleri açık ara büyük ama. İyi de oluyor bir bakıma; çünkü ben istediğim kadar mutsuzluğumu gülücüklerle maskelemeye çalışayım bir anda yüzüme bir hüzün çöktüğünde ve çekilmez bir insan olduğumda bana belki de ancak kardeşlerine gösterecekleri anlayışı gösteriyorlar.Mesela Hatay dönüşü bu ailenin biriyle düştük yollara.Canım burnumda takıyorum kulaklığı tabi o arada çocukları beni rahat bırakmadığından az biraz şebeklik yapıyorum ona, ardından bir surat asmışım, sonrasında düşünüyorum neden öyle davrandım ki diye.İnsan arkadaşını yolda tanır derler bir de, ay o zaman korkunç bir insanım ben.Neyse acıkılıyor tabi yol uzun, giriyoruz bir yere yemek yemeye herkes başlıyor bende surat bir karış yemicem, onlar yerken de kurtlanıyorum sanki kalkıyorum dolaşcam biraz diyorum, bekle bizi deseler de umrumda olmuyor.Biri bana bunu yapsa varya burnundan getiririm, şımarığa bak diye, grupça yapılan şeylerde sivrilenlere ayar olurum da; ama ne yapayım canım sıkkındı, aklım başka yerdeyken odaklanamıyorum bir şeylere, ayy yemeğe bile.

  Velhasıl ben bir tuhaf insan oldum çıktım valla.Arkadaş, arkadaş diye yeri göğü inlettim, aileme arkadaşım yok, gezdiği bir yer yok mutsuzum diye diye yeri göğü inlettim, şimdi arkadaşlarım oldu, kesintisiz her hafta sonu bir yerlere gidelim diyorlar,reddediyorum durmadan, planım olduğundan mı yok, evde oturup tüm gün yatıyorum ya da kitap okuyorum.Kıymet bilmez miyim neyim, ALLAHIIMMMM sen affet, derdin büyüğünü verme.Valla korkuyorum; çünkü dert sıkıntımı bilen arkadaşlarım bana hep aynı şeyi söylüyor, dert edilmeyecek bir şeyi takıyorsun, daha büyük bir derdin olacak bunu unutacaksın diye, korkuyorum.

 Geçen hafta sonu evde tek başımaydım, eşim şehir dışındaydı.En son elime ne zaman Kuran alıp okuduğumu hatırlamıyorum bile,bin bir hevesle 9 yaşımda iken gidip öğrenmeme rağmen.Neyse işte biraz korkumdan, biraz canımın acısından ve ne yapacağımı bilemediğimden taktım örtümü başıma, evde Kuran olmadığından( en kısa sürede alcam ama) açtım bilgisayarımı başladım okumaya.Okudukça hızımı alamıyorum, yaklaşık 2 saat sürdü, arapça biliyorum ama hepsini anlayamıyorum açıklayamıyorum, bir de meallerine bakıyorum.Allahım tutuyor beni bir ağlama, iyice tuhaflaştım ha.Ölümden bahsediyor çoğu, hayat kısa sen hayırdır sonsuz yaşayacağını filan mı sanıyorsun gibisinden bir şeyler diyor.Yani yüce Allah her fırsatta söylemiş bitecek diye bu hayat; ama biz aynı tas aynı hamam, bok ye o zaman diyorum içimden.

  Çok konuşasım varmış ya, yukarı bi baktım ne anlatıyordum nereye geldim diye:)Neyse işte öyle bir garip hallerdeyim.Kendinize iyi davranın

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kafayı Yedim Kafayı

   Çok güzel bir rüya gördüm, bazen saçma salak şeyler için dolarya gözleri insanın, benim de öyle oldu, bu kez de mutluluktan ağladım :) Ne komik, aslında bir rüya bile mutlu etmeye yetiyordu bazen, oysa  ben diretiyorum resmen mutlu olmamak adına.Kendime azarı bastım, iyice depresyon hallerinde takılıyorum çünkü.Çekilmez bir insan oldum çıktım, en nefret ettiğim tiplerdir oysa.Bir şey söylüyor karşımdaki gülüyor anlamıyorum ama dinliyormuş gibi görünmek için ben de gülüyorum, bişi sölüyorlar öyle di mi diyorlar, aynen diyorum.Allah bu kelimeyi bulandan razı olsun.

  Neyse işte ben böyle dalgalı denizlerde kendi kendime savrulurken kafayı kaldırdım bir baktım herkesin keyfi yerinde, günün tadını çıkarıyorlar hayatın, millet farkında hayat geçiyor, üzülmeye değmez geldi geçti yaşananlar diyorlar.Kızdım, çok kızdım hatta.Sen kendine neler yapıyorsun dedim, ne yiyor, ne konuşuyor ne de kendim için bir şey yapıyordum, tüm uğraşım kitap okumak olmuş, o kadar ki cumartesi günü bir kitap bitirdim de ikinciye başladım.Caağnııım arabama binip gezesim gelmediği gibi, üstelik başkasının kullanmasına izin veriyorum, alıp gidiyorlar:s Beni tanıyan biri burdan anlar iyi olmadığımı.

  Biliyorumm kendimi yemeye bir son vermeliyim.Allahım sen affet diyorum bir de, daha büyüğünü verme bu derdin.Ama kendime söz veriyorum, eskisi gibi olacağım, gülüp eğlenen, kimseyi umursamayan hele ki beni hiç umursamayan insanlar için üzülmeyi bırakmak için elimden geleni yapacağım.