Hakkımda

31 Aralık 2017 Pazar

Mutlu Yıllar

   Bugün her yerde 'son' paylaşımları vardı.Vay efendim 2017nin son toplantısı, son iş günü, partisi bilmem nesi.Yahu son kelimesini sorguladım, o kadar yani.Biliyorum son diye tadını çıkarmaya çalışıyorsunuz; ama üzülmeyin gençler 1 gün sonra yeni yıla giriyoruz diye bir şey değişmiyor, ha bazılarımız miladım olacak diyor, hatta hedef tablosu yapıyor yeni sene için, yapınız yani hırslandırabilir.

   Bu sene de yılbaşı kutlayan gavurdur, vay efendim Hristyanlar Ramazan kutluyor mu, ondan sonra kurban kesiyor mu diye yırtındılar da yırtındılar, amaaan diyorum alıştım artık bu kesime,laf anlatmaya bile çalışmıyorum.Noel 25 Aralıkta laa cahiller diye yırtınıyordum önceden; ama nee hahaayt.Bırakın kutlama yapmak isteyen yapsın ne var, biz yeni senenin gelişini sadece 31 Aralıkta kutlamıyoruz Hataylılar olarak, hicri takvim 14 gün geriden geliyor ya hani, hah işte sırf o yüzden 14 Ocakta bi daha yılbaşı kutluyor hatta normal bir bayrammışçasına hazırlıklar yapıyor küçüklere para veriyoruz.(ben ısrarla büyüklerimden almaya devam ediyorum).

   Boşverin gençler şu bu demeyi, ayrıştırmayı, mutlu olun, olumlu olun.Geçenlerde yakınmıştım size burada nergis yok diye, bugün arkadaşlarımla bir kafeye gittik, bir yere oturdular yok dedim oraya oturmayalım, kaldırdım yer değiştirttim, oturduktan sonra farkettim masada bardağın içinde nergis var!Gittiğimiz yer bir çiçekçi gibi, kafenin içinde bir sürü çiçek var, satın alıyorsunuz saksısı ile, hemen de ekliyorum fotoğrafı bakııın.





   Oradaki görevliye sordum devamı nerede almak istiyorum diye, gülümsedi bu çiçekler yok burada, bir bahçede gördük çok güzel kokuyorlardı, sadece bunları topladık ve bu masaya koyduk, başka masada yok dedi, ben bir sevindim, bir mutlu oldum, miiiss gibi kokuyordu.Çok tesadüfi oldu,self servis olduğu için kasada masa numarası veriyorlardı, bir baktım bana cağğnım Hatay'ın plaka kodunu vermişler:)
    İyi seneleriniz olsun arkadaşlar, tabikiiii KEŞKESİZ!Bu arada ben de ağaç süsledim,  oruçta tutarım ağaçta süslerim kime ne :)

   Ayy bir de bir önceki postumda paylaşacaktım bu viideoyu unuttum alakasız; ama ekliyorum, izleyiniz, gülünüz :D
    NOT:Bu fotoğraflar Sevda ablamın yorumu üzerine sonradan eklenmiştir:)



29 Aralık 2017 Cuma

Bana Öğrencilik Yıllarımı Versinler

   Özledim merkez, üniversite hayatını öğrenciliği özledim.O zamanlar öğrenciliği özlersin, bak tadını çıkar diyen bir arkadaşım vardı amaan ya derdim ne özlicem; ama işte özleniyormuş.

   Ne rahatmışız diye düşünüyorum şimdi.Bir kere sabahın köründen kalkıp, illa okula gitmek zorunda kalmıyorsun, çoğu derse canın isterse gidiyorsun, he devamsızlığı sorun eden hocalar da vardı tabi, onlarda da kullanabilen maksimum devamsızlığı kullanıyorduk.Senede 4 sınav haftası var 4 hafta sıkıyorduk dişimizi.En büyük derdimiz DC üstü almaktı amaan.Afyonda okudum ben, o sıralar haftanın en az 1 günü Özsüte gider pasta yerdik arkadaşlarla, nasıl seviyoruz, bir ara abartmıştık, hergün gidiyorduk.Özsüt ara ara özel pastalar üretiyordu, benim favorim hep olan bir pasta zaten 'karaorman fıstık'; ama arkadaş diyo yok ben o pastayı istiyorum, yok diyorlar adamlar ısrarla afyondaki şubelerde yok, bunlar araştırıyorlar en yakın Uşakta var, arıyorlar o pastayı ayırın biz geliyoruz diye, beni de arıyorlar Meltem hadi Uşak'a pasta yemeye gidiyoruz diye:) Böyle ani planlar yapabiliyorduk kafamıza göre, Afyonda kaldım 4 sene; ama toplasan kaç hafta orada kaldım belirsiz.

   İlk Muğla'ya gitmiştim.İlk sene yurtta kalıyordum, yurt sahiplerimiz aşırı tatlı bir çiftti, beni de çok severlerdi.Ben 2 gün üst üste akşam yemeğine inmedim(yemekleri beğenmediğimden), e sabah derslerim de erken değildi, öyle olunca kahvaltıya da gitmemiştim, bizim yurt sahibi Eray amca aramış babamı,Meltem'in canı sıkkın yemeklere inmiyor filan diye.Babam beni aradı ne oldu diye soruyor, sesi bir üzgün sanırsın ağlayacak, paran mı bitti para göndereyim diyor, sıkıldın mı git dedi Muğla'ya Şeyma'ya (liseden arkadaşım orada okuyor), hem kuzenin de orada, yok bir şeyim ya iyiyim diyorum, aynı zamanda kızıyorum Eray amcaya ailemi korkuttu diye, sonrasında iyi olmuş ya diyorum Eray amcaya sen ara ara bizimkileri mi arasan diye:)Hatta Muğlada gittiğim bir doğumgünü partisinde  ergenlik aşkım Kaan Urgancıoğlu ile tanışıp bayağı bir sohbet etmiştim; ama ergenlikmiş işte, geçen sene herkes ayıla bayıla Kara Sevda izlerken, oradaki çocuğun karizmasından bahsederken ben burnumu kıvırıyordum, sonradan aklıma geldi aa ben çok severdim, Kampüsistan diye bir dizi vardı da ben bu çocuğa bayılırdım diye.Oda arkadaşım Kütahyalıydı, markete gider gibi Kütahyaya gidiyorduk, annesini arıyorduk çayı koy biz geliyoruz diyorduk, sofra kurulana kadar biz oradayız, hele bir gün arkadaşımı aradım Ispartada okuyordu, ne yapıyorsunuz dedim, kısır yapıyoruz dedi nasıl özendim, bindim otobüse gittim kısır yemeye Ispartaya.Ne şehirler gezdim bee

    Oooof offff şimdilerde kendime ayırmaya zamanım yok.Zaten haftasonu olsun evde uyusam diye bekliyorum.Piyango çıksa da emekli olsam diye bir düşünce de aldı beni son zamanlarda; ama yok çıkarsa da komple emekli olmam, bi kafe açarım canım istedikçe oraya gider patronculuk oynarım; ama şöyle bir sorunumuz var piyango biletim yok :)Oooff off bu büyümek bana fazla geldi ya.

Not:Eve gittiğimde bulursam eğer Kaanla olan fotoğrafımı yükleyeceğiimm.


27 Aralık 2017 Çarşamba

Sosyal Medya Tehlikesi

      Selam sevgili okuyucu, bu yazıyı aslında dün yazacaktım; ama iş yerinde yoğun olunca bugüne kaldı, iyi de oldu; çünkü elime bir örnek daha düştü.Önceki gece arkadaşım aramış beni,  kendi adına instagram hesabı açılmış, üstelik onun kullandığı fotoğrafın aynısını kullanmış, onun arkadaşlarını eklemiş, saçma sapan mesajlar atmış biri.Arkadaşım da biliyor hesap patlatma işlerinden az biraz anladığımı, mesela geçenlerde kapanan hesabımı açtım.6 aydan uzun bir süre geçmişti instagram hesabımı donduralı öyle olunca da benim hesabımı kapatmışlar, kullanmıyorum zaten; ama inat ettim siz kim benim hesabımı kapatmak kim diye, kapatacaksam da kendim kaparım, uğraştım durdum sonunda hesabımı açtırdım.İlk bir baktım çoğu fotoğraf yok, 115 fotoğrafım var mesela sadece 100 yüklenmiş, ertesi gün birkaç tane, ondan sonraki gün birkaç tane daha yüklendi, hepsi bu kadar mıydı bilmiyorum, eksikliğini farketmezdim aslında; ama paylaştığım ilk fotoğraf babamla olunca ve de baktığımda görmeyince anladım, neyse zaten birkaç gün sonra bayağı arttı fotoğraflar.

     Arkadaşım bana ulaşamayınca savcılığa gitmiş, dilekçe yazmış oradan karakola derken yasal bir süreç başlatmış, aslında en mantıklısı o zaten.Bugün de başka bir arkadaşım aradı, hesabını hacklemişler, şifre değişmiş, e-posta adresinin şifresini söyle dedim, onu da bilmiyor oofff dedim girdim baktım kurtarma hesabı olarak kocasının e-postası verilmiş, kocası da artık kullanmadığından şifreyi unutmuş.Ben başladım sırayla ilk kocasının hesabını patlattım, oradan arkadaşın hesabını kurtardım, sonrasında instagram adresine eriştim tüm hesap şifrelerini bilmem neleri değiştirdim.Tamam ben bunu yapabildim de aslında ne kadar tehlikeli işler bunlar farkında mısınız, insanlar birbirlerinin fotoğraflarını kullanıp olmayacak işler yapabiliyor, kişileri rezil edebiliyorlar, daha önce siteden başka bir arkadaşım anlatmıştı, onun adına açılmış facebook hesabı oradan birileriyle mesajlaşılmış, kocasının bir arkadaşıymış mesajlaşılan kişi, bir de karşılık vermiş adam yani, sonrasından telefonuna mesaj atınca işin aslı anlaşılmış, valla burası Türkiye cinayet bile çıkabilir burada.Benim profilim  gizli mesela, arkadaşım olmayanlar göremiyor, e bir bakıyorum saçma sapan sahte hesaplar ekliyor.'Stalk' denen bir terim var, insanlar karşısındakine farkettirmeden takip ediyor, neler paylaştığını görüyor.Öyle hesapların arkadaşlık isteklerini hiçbir zaman kabul etmedim, etmem de eden niye eder onu da bilemiyorum ya da hesabını herkese açmak değişik geliyor bana.Bilmiyorum belki de göz önünde olmayı sevmediğim içindir, ya da fotoğrafımı kaç kişi beğenmiş derdine düşmediğim için.Bir arkadaşımın eltisi, arkadaşımın tüm arkadaşlarını ekliyor mesela, beni de ekledi, ayıp olmasın diye kabul ettim:D Arkadaşıma sordum neden hepimizi ekliyor diye, niye olacak beğeni sayısı artsın diye diyor.İnsanlar cidden mutlu olabiliyor mu öyle, bana tuhaf geliyor.Fotoğrafımı 250 kişi beğendi oooo şahaneyim, süperim.Ne bileyim ya cidden değişik, zaten daha önce şu yazımda bahsetmiştim insanlar iyice cılkını çıkardı, hayatlarını olmadığı gibi göstermeye başladı.Hele sözde mutasıp İnegölde bir instagram sayfası var ergenler sevgiilileriyle olan fotoğraflarını gönderiyor, sayfa da paylaşıyor, böyle birbirlerinin yanaklarını ısıyorlar falan Allahımm ya cidden çok değişik oldu.

   Sosyal medya öyle ya da böyle hepimizin hayatının içinde ve de bizi tehdit ediyor.Hayat kalitemizi sorgulatıyor ayrıca özelimiz de kalmıyor çoğunlukla.Bilmiyorum bu iş giderek çığrından çıkıyor.
  

23 Aralık 2017 Cumartesi

Hey Gidi Hey

    Ya sanırım ben büyümüşüm, yani ruhen daha eksiklikler yaşasam da yaş olarak büyümüşüm ya.Bunu farkedemiyordum ben.Mesela hala bıcır bıcır hoplaya zıplaya sekiyorum sokaklarda.Etrafımdakiler de ben küçüğüm, kardeşleriyim gibi düşünüyorlar sanıyordum.Mesela biri bana bak o sana yürüyor dediğinde yeeaaaa saçmalama o benim amcam yaşında ya, hem küçüğüm bana bakacak hali yok diyordum, e hala da öyle sürüyor sanıyordum neden; çünkü ben küçüğüm küçük!Heee küçüksün, ufalda cebime gir dediğinizi duyar gibiyim!Tamam artık ben de biliyorum, yaşlanmışım.

   Eveeet yaşlandığımı nasıl anladığımı anlatayım.Ruhuma gelen olgunluktan değil, biliyorum olgunum da:) , olgunluğun yaşla alakası yok.Aynı yerde çalıştığım arkadaş bana abla diyor, benim için normaldi, büyüktüm ondan, derece olarak üstüyüm e malum türkler pek profesyonel değiller hanım, bey demektense abla abiyi tercih ederler, ben de firmada bir patronuma Okan Bey diyorum, diğerleri hep abi abla.Takıldığım arkadaşlar  hep benden büyük, benden küçük kimse yok.Geçenler de arkadaşımın ofisine gittim, 3 çalışanın üçü de hoşgeldin abla dedi, aaa ooo kızı evlendirsen çocuğu olmuştu oğlanlar da kocaman zaten, nasıl yaa abla mı dediler bana, valla abla diyorlar, e zaten her zaman öyle diyorlardı neden şimdi takıldım ki.Bir de her zaman bana Meltem diye seslenen arkadaşımın oğlu bana Meltem teyze demeye başladı, her ne kadar teyze senin anandır desem de teyze demeye devam ediyor, inşallah annesi babasu teyze de diyorlar diye öyle diyordur, ben yaşlandığımdan değil.Bunları birden farketmeye başladım sanki, yani düne kadar kim bana nasıl sesleniyor pek önemsemezdim, sadece yenge lafından nefret ötesi nefret ederdim, onun dışında kim ne demiş takılmazdım.Saçımı da değiştirmedim, kıyafetimi de neden şimdi bir yaşlı görünümü verdim ki, düşündüm, ya Meltem zaten 27 28 yaşındasın, annen senin yaşındayken sen okula gidiyordun, ne sanıyordun da sen kendini diye gerçekleri tokat gibi indirdim suratıma,  ay artık gepis genç kız değilim ben ya, genç olan kardeşim artık hatta amcamın torunları bile genç kızlar oğlanlar oldu; ama ben artık değilim.Oysa daha dün gibi gözümün önünde 17,18 yaşım, aahhh ahhh deli gönlüm sen bunları da mı görecektin, teyzede mi olacaktın.

   Sanırım bayrağı teslim edeli çoook olmuş çok.Hele bazen böyle kocaman görünen kızların daha 18lik olduğunu öğrenince OHAA diyorum,  yani tamam ben minyon olduğum için ooo diyorum ben daha genç görünüyorum, gülüyorum; ama bu benim artık kocaman olduğum gerçeğini değiştirmiyor, onlardan 10 yaş büyüğüm ve de genç olanlar onlar.Ablayım ben abla.Neyse ruhum çocuk dyim de kendimi teselli edeyim zaten en önemlisi de o di mi amaa

Not: Kar yağmasın ya, yağacağını okumuştum ; ama kafamı kaldırıp görmek istemiyordum saat 10 da e artık bi kalkayım dedim, kalktım gördüm, tamam ikna oldum tamam kış geldi, offf.




21 Aralık 2017 Perşembe

Bir Demet Mutluluk

       Bugün ne yapalım biliyor musunuz, bugünü şükür günü ilan edelim.Şimdi durduk yere niye şükrediyoruz diye düşünmeyin, edin işte; çünkü aslında şükredecek çok şeyimiz var.Hayır içime Polyanna falan kaçmadı, sürekli kötü şeyleri düşünüp kendimize dibe çekiyoruz zaten, bugün de iyi hissettirecek şeyler düşünelim ne olmuş.

   Bakın arkadaşım bana bir fotoğraf göndermiş en sevdiğin diye,

    Gülümsedim, cidden en en enn sevdiğim çiçektir kendisi.Özlemle geçmişe gittim bir.Özlemle dedim; çünkü buralarda bu çiçeği yani nergisi göremiyorum, çiçekçilerde bulamıyorum.Ortaokuldayken öğle arasında yemek yemek yerine nergis toplamaya giderdik bu zamanlar, koskocaman nergislerle dolu bir tarla hayal edin, daha yaklaşırken bile kokusunu alabiliyorduk, öyle güzel bir kokusu var ki bir demeti bile odayı kaplamaya yetiyor.Her gün bir demet toplardık sadece; çünkü hepsini bir anda bitirmek istemezdik.

   Hatay, Asi nehri üzerine kurulu sağlı sollu, öyle olunca da köprüleri çok tabi.Köprübaşlarında hep böyle leğen içinde nergis satanları görürsünüz, yıllardır fiyatı da değişmedi, bir demeti 1 lira:)O kadar özledim ki kokusunu, şuan böyle gözümü kapayıp gülümsüyorum arada, kokusu geliyor sanki burnuma.Geçen sene çok sevdiğimi anlatınca arkadaşım Bursada büyük bir seradan almış benim için saksı içinde, tek bir dal birkaç tane çiçek, o kadar mutlu oldum ki; ama malesef uzun süre yaşamıyor, soğanını ektim tekrardan da işte her sene çiçek açmıyor, bu sene dinlenecek, gelecek sene açacak kısmetse.

   Mutlu olmaya çalış sayın okuyucu,kendine minik minik nedenler bul ve mutlu ol,  kalbin ağırsa , tüm dünya üzerine geliyor olsa bile yaşlarını sil ayağa kalk ve mutlu olmaya çalış.Çok kolay olmadığını biliyorum; ama dene olur mu, ölüyoruz, her geçen saniye ölüme daha çok yaklaşıyoruz.


Alın bir tane de Meltem şarkısı :(
   

18 Aralık 2017 Pazartesi

Hepimiz İnsanız

      Dün Hintli bir arkadaşım bana bir fotoğraf gönderdi.Mobilya mağazası var ve reklam için birkaç ünlü model ile çekim gerçekleştirmiş.'Meltem Türk erkekleri bu fotoğrafı gördüğünde ne düşünür?, diye sordu.Kimse koltuğa pek dikkat etmez, kadına odaklanır dedim.Sen de mi öyle düşünüyorsun diye sordu, yani ben de ilk gördüğümde kıza bakarım dedim.Öyle bir sinirlendi ki, bugün gerçekten Türk erkeklerinin beyinlerinin pis olduğunu gördüm ben dedi.Hobaa ne oldu ya dedim bir şey mi oldu, boşver dedi, hem niye laf ediyosun şimdi. Anlayamıyorum, kadını nasıl seks objesi olarak görebilirler, bu mide bulandırıcı, özür dilerim; ama sizin adınıza çok utanıyorum dedi.Hııı diye düşündüm içimden, bizim de midemiz bulanıyor böyle erkeklerden; ama eğitemiyorsun çoğunu.

   Neyse efendim benim arkadaş devam etti, kısa şort giymişse ya da etek giymişse, neden hemen kadına farklı bir gözle bakıyorlar sizin orada, bu çok ucuz bir düşünce, gerçten Türk erkeği beyni mide bulandırıcı diye, merak ediyorum ne oldu diyorum boşver diyor; ama Türk kadınları için çok üzgünüm ve sizin adınıza incindim, çok kötü bir durum gerçekten işiniz çok zor.Hindistanda bir kadına bağıramazsın bile yoksa hapishaneye atılırsın dedi.Bir güldüm ya dedim, burada tecavüzcüsüyle evlendirilen bir sürü kadın var, devlet bile tecavüzden hamile kalan kadın kürtaj yaptırmasın diyor, çoğu kişi de serbest bırakılıyor.

   Buraya kadar her şey normaldi, sonrasında ise zaten müslüman ülkelerde hep böyle dedi.Öyle deyince dokundu bana biraz.Neden öyle diyorsun ki diye sordum, üzgünüm; ama dedi müslüman erkekler kadınlara değer vermiyor, obje olarak görüyorlar, sürekli bir savaş içerisindeler, birbirlerini öldürüyorlar, bugün Pakistanda bir kiliseye bomba bırakıp onlarca masum insanı öldürdüler, Allah'ın ismi ile Allah-u ekber deyip nasıl masum canları alıyorlar,müslüman olmayanlara kafir diyorlar,  baksana müslüman ülkeler hep öteki müslüman ülkelere saldırıyorlar.Bir canım yandı, gözüm doldu; ama açıklamalıydım ve de karşımdaki kişi aslında gayet bilgili biriydi, ona Kuran'ın ilk ayeti nedir biliyor musun diye sordum, OKU dedi, biraz şaşırdım vay anasını be dedim.Bak gördün mü dedim, Allah oku diyor, öğren diyor, zaten gerçekten islamiyeti bilen anlayan bir insan bu şekilde kimsenin canını almaz, bazı kesimler müslümanları öyle lanse ediyor dedim.Bu azımsanmayacak kadar büyük bir sayı ama dedi bana, sürekli birbirinize saldırıp ondan sonra her şey için Amerikayı suçluyorsunuz.Sen benim arkadaşımsın o yüzden rahatlıkla söyleyebiliyorum, üzgünüm; ama sizin milletinizin yüzde 70'i müslüman olmayan hiçbir kesime saygı göstermiyor, kin dolular, onlara göre biz hepimiz kafiriz, tek doğru olan müslümanlar.Bak dedim benim için dinin, ırkın bir önemi yok, ateist olsan da  seninle arkadaş olabilirim, zaten öyle bir müslüman olmaktansa ateist olmayı tercih ederim dedi.Ya canım öyle bir yandı ki, gece düşünmekten döndüm durdum.Ondan çok insanımıza kızdım, hoşgörü dini İslamiyeti insanlara nasıl yanlış gösterdiğimizi düşündüm, söylediklerinin bir kısmında haklıydı, baksanıza müslüman müslümanın kanına aç.Arkadaşım ' Mısırda camide 500 insan öldürüldü, kim öldürdü yine müslümanlar, korkarım Türkiye de o yolda ilerliyor, şimdiden ülkenizde başı açık, kapalı kavgası var.Yılbaşı kutluyorlar diye gece kulubünde(reina) onlarca insan öldürüldü ve ikisi benim arkadaşımdı.Siz müslümanların anlaması gereken bir şey var, hepimiz insanız.Allah dünyayı müslümanlar ve ötekiler diye ikiye bölmedi, Allah tek ve hepimiz onun çocuklarıyız.Allah sevgidir bir anlamda, kimseye farklı olduğu için kin gütmemektir.Ben biliyorum, okuyorum İslamın aslında güzel bir din olduğunu da biliyorum; ama siz müslümanlar bunun farkında değilsiniz.


   Anlayamıyorum sayın okuyucu bu öfke neden, hepimiz gelip geçiciyiz şu dünyada, başkasının canına kast etmek, yerinden yurdundan etmek, böylesine korkunç bir açlık neden var?Ne diyoruz, islamiyet hoşgörü dini; ama öyle bir izlenim bırakmışız ki insanlarda, kelimenin tek anlamıyla korkunç.Ben utandım, üzüldüm, düşündüm ne yapabiliriz diye.Yapabileceğimiz en iyi şey ilk ayette belirtildiği gibi okumak, öncelikle çocuklarımızı eğitmek, sonrasında ise çevremizdekilere bir şeyleri anlatmaya çalışmak.Ben sabırla, kızmadan bağırmadan bildiğim kadarını anlattım; çünkü öfkelenip bağırmak karşımızdakini küçük görmek, bizim küçüklüğümüzü gösterir.Diliyorum bir gün hepimiz kardeşçe yaşayabiliriz.

NOT:Kıyafet konusuna başka bir yazımda geri döneceğim, şarkım 10 numero :)İyi haftalaar.


İlk okuyan arkadaşlar koyduğum fotoğrafın kaybolduğunu farkedecektir, asıl anlatmaya çalıştığım konunun önünü tıkayıp, dikkat dağıttığından fotoğrafı kaldırdım.

17 Aralık 2017 Pazar

Donuk Meltem

    Tepkisizim arkadaşlar, çok tepkisizim ben ya.Üzüldüğümde, kızdığımda veyahut sevindiğimde tepki veremiyorum.Beni şaşırtmakta çok zor, sürprizlere bile tepki veremiyorum; ama doğumgünümde kapıyı açınca maytapımsı bişi patlatılınca korktum açıkçası.

   Bazen keşke güçlü tepkilerim olsa, tepkim karşısında karşımdaki bi tırssa diyorum.Çok kızıyorum mesela; ama bir şey diyemiyorum.O an istiyorum ki karşımdakinin ağzına tüküreyim, bir tepki vereyim ne olduğunu şaşırsın; ama ııı ııh, tepki vermeye utanıyorum, laf sokmak hele hiiç, biri yanımdayken başkasına laf soksa, kafamı nereye koyacağımı şaşırıyorum.Birkaç gün önce arkadaşım bana ‘ çok yufka yüreklisin sen yaa’, dedi.Yok be dedim; ama doğru yani.Kalbimi çok kıran biri oldu, haksız yere triplere girdi, benle konuşmamaya başladı, haketmediğim şeyleri söyledi(yüzüme karşı değil).Çok kızdım, yok ya dedim daha da konuşmam, bunu hakedecek bir şey yapmadım ben; ama bir durum oldu birkaç gün  önce ve onun yanına gittim.Ne oldu diye soruyor arkadaş, hani konuşmayacaktın, yufka yüreklinin tekisin, haklı mı haklı.Kalp kırgınlıklarımı çok çabuk unutuyorum, ya tamam kin tutmak hiç doğru bir davranış değil ve de karşıyım; ama bana haketmediğim şekilde davrananlarla ipleri koparabilmeyi isterdim, bitti dicem ve bitecek, benim için hiçbir şey ifade etmeyecek o saatten sonra.Var mı öyle olanlar diye sormayın, valla var.Sinirleniyor mesela eeeehhh diyor seni mi çekcem ben ve bitiriyor, sevgiliymiş, arkadaşmış hiç farketmez.Bence çok özenilesi.

    Güçlü kelimesi bu durumu da barındırır mı acaba,  yani eeeh diyip ipleri koparan kişi güçlü mü, yoksa tam tersi mi?Ha çok kolay kopmakta değil mesele, zateb bence bir şeyler yaşadığın insanları silmekte ters; ama haddini bildirememekte çok sıkıcı.Benim kafam iyice karıştı, hangisi doğru, ne yapılmalı bir şey bilemiyorum, ooofff ben bir çay koyayım, iyi hafta sonları.


    

11 Aralık 2017 Pazartesi

Deli miyim Acaba

   Aranızda akli dengesi  yerinde olan var mı sayın okuyucu?Dalga geçmiyorum, böyle ruhsal olarak tamamen iyiyim diyen kaç kişi var?Deliriyoruz sayın okuyucu delirtiyorlar, üstelik bunu da kabul etmiyorlar.Tamam abarttım biraz kabul; ama zaman zaman hepimizin dengesi şaşmıyor mu, bazılarımız içinde şişirirken, bazılarımızsa her yeri paramparça etmiyor mu

   Şimdi, herkes psikolog kelimesini duymuştur, biliyordur.Ha çoğu kişi psikiyatrist ile psikolog arasındaki farkı bilmiyor o ayrı da neyse şimdi mesele başka.Bu zor süreçlerimizde bazen desteğe ihtiyacımız olduğunu hissederiz, bunu güçlü olan insan kabul eder bence, ötekiler 'aa ben delimiyim ki deli doktoruna gidcem' diye tuhaf bir veryansın eder, neden?Hep söylenen, benim de doktorumun bana söylediği bir cümle var,'buraya gerçek hastalar gelmiyor, hastaların hasta ettiği insanlar geliyor'
Zaman zaman yaşadıklarımızın altından kalkamamamız, yardım istememiz neden tuhaf karşılanıyor gerçekten anlamıyorum.Yani tamam ben de çoğu zaman kendi kendime ayağa kalkcam kimseye ihtiyacım yok gibisinden atarlanıyor, hayata diş biliyor olayların altından kalkıyorum; ama başaramadığım zaman destek almaktan çekinmyorum.Bir gün oturduğum bir ortamda fısıltılarla konuşmaya başladılar birden, cümle tam olarak şuydu 'iyice çöktü yazık, psikologa gidiyor'.Ruhsal anlamda iyileşmek istemenin nesi garip ve neden ayıp olarak karşılanıyor hala anlamış değilim.Dünya sağlık örgütü(WHO) sağlığı; kişinin bedensel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik hali içinde olması diye tanımlamıştır, bu durumda aramızda sağlıklı olan kaç kişi var?


   Son zamanlarda biraz  zengin hastalığı olarak görülmeye başlandı; çünkü biraz pahalı bir tedavi yöntemi kabul ediyorum.Devlet hastanesine gittiğiniz zaman ilk önce psikiyatrı servisine yönlendiriliyorsunuz, genelde oradaki hekim gerekli görürse psikologa aktarıyor, yani hastaneye direkt olarak gidip ben psikologla görüşmek istiyorum diyemiyorsunuz.E özel de biraz cep yakıyor şimdi.İçeride rahatlama gösteren bedenim 250 lira ödeyince tekrardan geriliyor biraz:)Tedavi 1 seansla da tamamlanmıyor hani, bu durumda insan istese de sürekli gidemiyor.

Diyeceğim o ki, profesyonel yardım almaktan korkmayın, o bu ne der diye düşünmeyin; çünkü dişiniz ağrıdığında diş hekimine gitmeniz kadar normal bir durum bu

.Sahi Yurdagül abla var buralarda, okursa eğer ona soralım bu işin içinde o neden bu kadar pahalı ablacığım??Size son günlerdeki favori parçamı dinletmek isterim efendim, saygılar.


8 Aralık 2017 Cuma

Beni Özgür Bırak

      Sizin de beyninizin içinde bir düşman var mı?Sadece beyinde de değil, beyin kalp vücudunuzun her hücresinde hissettiğiniz, siz ayağa kalkmaya çalıştıkça sizi daha da aşağıya çeken.Kendi kendimize yaptığımız eziyet neden?Neden kontrol edemiyoruz duygularımızı, bize kötü gelen şeyleri çıkaramıyoruz hayatımızdan.

   Sorgulamalarım bitmiyor, kendimle savaşım devam ediyor.Mazoşist olduğumu düşünüyorum çoğu zaman, kendi mutluluğu için uğraşmayan  gelişine yaşayan bir beden.Günü kurtarmaya çalışıyorum çoğu zaman.Dün çektim arabamı bir yere yürümeye başladım, soğuktan nefret eden ben iliklerime kadar hissettim soğuğu 5 dakika 10 dakika 15, 25, 45 sonunda ellerim hissizleşmeye başladı, kalbim zaten kaç ton, vücuduma ne kadar ağırlık yapıyordu belli değil.Eve girip kapının önüne  bıraktım kendimi.Kafamda uğultular vardı, susmuyordu gitmiyordu.Derin derin nefes almaya çalıştım, aldığım her nefes batıyordu daha çok acıtıyordu sanki.Oturur pozisyondan sıyrılıp cenin pozisyonuna girdim, ne oluyordu bana.Büyümüştüm hani, acıtamazdı hiçbir şey beni, gülecektim ne olursa olsun her şeye rağmen gülecektim.Başım dönüyordu, yine tanıdık o his, mutsuzken dönen başım, bulanan midem ve tutmayan bedenim.Dişlerimi sıkıyordum, çenem ağırıyordu , farkına varınca gevşetiyor; ama 2 dakika sonra kendimi yine aynı durumda buluyordum.Yalnız uyanıkken değil uyurken de sıkılıyordu o dişler.Mutlu günler çokta geride değildi oysa ki.Beni bilenler tanıyanlar anlam veremiyor bu halime.Sürekli gülen kız nerede soruları saplanıyor kalbime, bilmem nerede.

   İstese her şeyi yapabilirmiş insan, imkansız diye bir şey yokmuş, uğraşmamak varmış, bu durumda ben uğraşmıyor mu oluyorum?Şu yazıyı yazmaya başlayalı 4 saat oldu sanırım, elim gitmiyor yoruluyorum, bir cümle yazıp kendimi bırakıyorum.Yorgun hissediyorum, yorgunum ya bayağı bayağı yorgunum.Tüm amacım eve gidip uyumak şuan, ötesi yok yarın ne yaparım ne yemek yerim, en son önceki gün akşamüstü yemek yemiştim, açlıkta hissetmiyorum.Hislerim duygularım olması gereken yerde değil, çok yoruldum

6 Aralık 2017 Çarşamba

Yakalandım

   Selam sevgili okuyucu, bendeniz eskiden beri, eski dediğim ilkokuldan beri günlükten başlayıp sürekli bir şeyler karalayan bir insanım.Duygularımı kağıda aktarmayı severim, önceleri biri olur da defterimi bulursa anlamasın diye kiril alfabesiyle yazardım, ha şimdi defterler bende ama ben hatırlamıyorum alfabeyi, hatırlayınca ergenliğime ineceğim.

   Dertleşmeyi sevmem pek, dert dinlerim genelde; çünkü dert anlatacaksam eğer karşıdaki beni tatmin etmeli düşüncesi var ki etmiyor!İlk üniversite 3 te blog alemine girmiş, bir şey anlamayıp geri çekilmiştim, sonrasında bir daha yolum düştü buraya ve yazmaya başladım.Yazıyordum, kimse kim olduğumu bilmiyordu oohhh, canım isteyince istediğim kadar istediğim kişiye sallıyordum amaneeen nasılsa cevapta veremezdi muhattabım, ha verilmeyecek cevabım da yok yani eğer ki biri sen ne yazmışsın diye sorarsa, yani hepsini haklılığımla yazdım.Allahtan saygı çerçevesinde yazıyorum, küfür çıkmıyor ağzımdan neden biliyor musunuz, meğer benim paylaşımlarımı ara sıra okuyan bir tanıdık varmış.Sosyal medya hesabım olmadığından (ama artık var dün instagram hesabımı açtım geri) beni arama motorunda aratmış ve blogum çıkmış karşısına, dün doğumgünümü kutlamak için aradığında söyledi ve de çok utandım, ay konuşamadım bile; çünkü yazdıklarımı tanıdık birinin okuyor olduğu gerçeği az biraz ateş basmasına sebep oldu.Okuyorum bazen sizleri de kocaya sallayanlar, küfürü basanlar, anlıyorum o kocalar girip okumuyor:) Peki etrafındakilere benim bir blogum var girin bakın diyenler kimler.Ben yazma özgürlüğüm kısıtlandı gibi hissettim azıcık; çünkü utandım cidden, az biraz o arkadaşıma da salladığımdan.Instagramda bağlantı eklemiştim aslında girip okusunlar diye; ama kaldırdım, girip okumasınlar, gizli kalsın bana kalsın buralar.

   Bir de yani canım çok yandığında da yazıyorum buraya bazen.Canımın yandığını bile bile aramamakta bir değişik sanki.Son bişi dicem alakasız ama seven sevdiğini belli etsin ya of aman, canım sıkılıyor benim, belirsizliklerden nefret ediyorum.Seven sevdiğini belli etsin, sevmeyen de belli etsin anlayalım ona göre davranalım.Bugünlük bu kadar kib by!

4 Aralık 2017 Pazartesi

İyi ki(?) Doğdum

   Çok zor yazımın temasını anlayamazsınız.Hemen açıklıyorum, bugün benim doğumgünüm!Çok şaşırdınız mı peki:)Koskocaman 28 oldum ben, KOSKOCAMAN!

    Bu sene de her sene olduğu gibi çok şey öğrendim, çok şey gördüm.Şaşılacak şey değil aslında her sene bir şeyler öğreniyorum, görüyorum; ama işte kafa almıyorsa demek, akıllanmıyorsa bu gönül, hep aynı yerde dönüp duruyorum.Ya biliyor musunuz, ben o kadar büyüyeceğimi filan hiç düşünmemiştim, yani 18de takılı kalacaktım bence.Bu sorumluluklar, iş , hayat koşturmacası amaaann oooff dedirtiyor bana.

  Çok dileğim, çok çok dileğim var tabi ki bu sene için de; ama tabi en önemlisiiii KEŞKESİZ geçmesi.Bak bu çok önemli bir dilek,  bence bana bu dilekte bulunabilirsiniz, hatta dua edin bol bol tamam mı!

   Bu yaşta değil son zamanki yaşlarda ne değişti biliyor musunuz, artık daha kısa cümleler kuruyor, çok dinliyorum, azıcıkta sessizleşmiş olabilirim.Büyüyor muyum bilmiyorum; ama bazen dönüp arkamda bıraktığım her şeye haykırmak istiyorum, TEŞEKKÜRLER!

Not: söylediğim teşekkürler sadece minnet için değil, 2 türlüsü var :)