Hakkımda

30 Mart 2018 Cuma

Yumurta Bayramı

        Günaydın dünya, günaydın blog!Haftanın son gününe merhaba!Bakın siz mutlu olun diye haftanın son gününü belirttim; ama ben ayın on üçüne kadar kesintisiz çalışıyor olacağım ha bu 14 15 Nisanda tatil yapacağım anlamına gelmiyor; çünkü açıköğretim sınavlarım varmış, bak mutlu açmıştım blogu, şuan kendimi atasım var bir yerden, neyse neyse düşünmemeye çalışacağım; çünkü bugün BAYRAM!

       Ne bayramı ya dediğinizi duyar gibiyim, hani şu deliye her gün bayram muhabbeti de değil bu.Milyonuncu kez söylediğim üzere ben Hataylıyım ve de tam bir kültür başkentidir canım memleketim, hala birçok kültüre, dine ev sahipliği yapar e yüzyıllardır öyle olduğundan hali ile bir etkileşim oluyor aramızda, tee ne zamandır kutlanıyor ben de bilmiyorum; ama bugün baharın gelişi , doğanın canlanması, tohumların yeniden hayat bulması, doğanın canlı renklere sahip olmaya başlaması, yeni bir hayatın başlangıcını ve bereketini simgeleyen boyanmış yumurtalar tokuşturularak kutlanıyor.Bir anlamda nevruz gibi bir şey işte; ama Hataylıcası :)Aklınıza paskalya gelebilir; ama gelmesin:)O Nisan ayında kutlanıyor ve Hz. İsa'nın dirilişine inanılıyor.Yani tek ortak noktamız yumurta boyuyor oluşumuz.Eskiden ne heyecanlı olurduk, bir iki gün öncesinden yumurtaları alırdık şekiller çizerdik, kaynamış yumurta tokuşturulunca hemen kırılmaz diye yonca ve soğan yapraklarıyla kaynatır bazı yerlerini kapatıp beyaz kalmasını sağlar ve şekiller oluştururduk, bayram günü ise tüm gün sokaklarda yumurtaları tokuştururduk, ben en güzellerine kıyamaz saklardım, yemezdim de çok haşlanmış yumurtayı sevmediğimden.Sabah sosyal medya hesabıma girdim, eskisi gibi devam ettiğini gördüm, rengarenk yumurtalar, çocuk gülüşleri, mutlu oldum ya.

Bunları bizim çocuklar boyamış, bana atmışlar çok güzel değiller mi

        Şimdi de ben ve buradaki arkadaşlarımın boyadıklarını ekliyorum, biz bayram için boyamamıştık ama buradaki insanlar 40 uçurma diye bir şey yapıyorlar bebeğe, yakınlardan yumurta toplanıyor, yani onun da aslı yumurta yiyip annenin güçlenmesiymiş; ama burada da boyuyorlar işte, eğlenceli bence, insanlarımız kınamaya pek bir müsait malesef, kınamayıp böyle eğlenseler çok tatlış olur bence, hem şu yumurtalar için koca günümüzü harcadık emek var emek.Size en az bu yumurtalar kadar renkli bir gün diliyor, yeni hayatınızın ilk gününü kutluyorum :)











25 Mart 2018 Pazar

Pazar Sohbeti

        Yağmurlu bir Pazar'ın ardından yeni bir iş haftası geliyor.Hayır hayır hayır moralleri bozmuyoruz.Hem ben ki mahallenin depresifi, moralleri bozmak yok diyorsam bozmak yok Allah Allah.

        Biliyorum hayat çeşitli sebeplerle zorluyor, e hangimizi zorlamıyor ki?Misal bana aşırı mutlu gelen bir tanıdığım vardı, tanıdıkta uzaktan uzağa yani.Harika bir kariyeri, aşırı mutlu bir evliliği var, her sene defalarca yurt dışı tatili filan, dışarıdan bakınca nasıl özenilesi bir hayat; ama tesadüfi bir şekilde hasta olduğunu ve bazen günlerce yataktan çıkamadığını öğrendim.Bu örneklendirmelerden bir tanesi tabi, yani sadece benim derdim var da aman şu da bu da diyip bahane sıralamayın tamam mı, of sıralayacaksanız da olun depresif ne yapayım aman.Bakın baylar bayanlar çokta düşünmeyin artık, oluruna bırakmayı deneyin bazen, zaten Murphy amcamız ne diyordu 'bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir, bir şeyin olma olasılığı istenme olasılığı ile ters orantılıdır.'

        Böyle işte sayın okuyucu, beni dinlemyorsanız eğer Murphy'i dinleyin bari.Gece gece Meltemden nameler okudunuz.Ben bu gece gülümseyerek uyuyacağım, yarın sabahtan iş varmışta, şunlar bunlar varmışta düşünüp moralleri bozamıcam..Şükürler olsun Allah'ım diyorum.Olan olmayan, gelecekte olacak her şey için çok şükür :)

Bu da benim şarkım işte


23 Mart 2018 Cuma

Afyon Notları 2 - Sunumlar

         Eveet bunun öncesinde Afyon mezunu olduğumu anlatmıştım sizlere.Bugün az biraz okulu anlatmak istiyorum.Malum oturmuş bir eğitim sistemimiz yok, herkes kafasına göre bir şeyler yapıyor deniyor.Bizler de nasibimizi bolca aldık; ama bugün sunumlardan bahsetmek istiyorum.Bir ara o kadar çok sunum yaptık ki, öğretmen ne işe yarıyor yahu diye sorgulamaya başladık; çünkü derse giriyorduk birkaç sunum izleniyor ondan sonra da dersi bitiriyorduk.

        Sunumlarda anlattığımız konu kadar bize de not veriliyordu, kıyafetimiz, duruşumuz, hitabımız.Sunum sırası onda olanlar jilet gibi giyinirdi, zaten tipten anlıyorduk kimin sunum yapacağını; çünkü ben eşofmanla okul bitirenlerdenim.Kızlar etek ya da elbise giyerdi genellikle.


        Gruplarımızı biz belirleyemiyorduk iyi anlaşır mıyız anlaşamazmıyız umurlarında olmazdı bazı hocaların.Bir gün asla ve asla sevmediğim bir hocanın dersinde sunum yapmam gerekiyordu, kızlara düşkün bir tip o yüzden bilerek etek, elbise giymedim.Bilgisayarımı taktım ekranda Mustafa Kemal Atatürk belirdi ilk; çünkü bilgisayarımın masaüstü resmi o şekildeydi.Aramızdaki diyalog aynen şu şekilde gerçekleşti.

-Demek Mustafa Kemal
-Evet hocam önderimiz
-Korkmadın mı ya ben Mustafa Kemal'i sevmiyor olsam ve sırf bu sebepten seni bıraksam
-Bu durum sizin profesyonel olmadığınızı aynı zamanda iyi bir eğitimci olmadığınızı gösterirdi hocam.
-Kıyafetin olmuş mu peki
-Bence olmuş o yüzden giydim
-Şeye gidiyor gibi olmamış mı
Neye hocam düğüne mi
-Yok, o kadar da değil, nişan daha ziyade
-O zaman bir daha ki alışverişe beraber gidelim hocam, siz karar verin ne alacağıma
-Sunumuna başlayabilirsin.
Bu arada kıyafetim de şuydu




         Sunumuma başladım, anlattıkça anlattım.İstatistik formülleri kullanarak verilere ulaşmıştım,anketler yapmıştık bayağı teferrüatlı bir işti anlayacağınız, sunum sonucu ne oldu dersiniz?

-Olmadı Meltem hanım, beğenmedim haftaya tekrardan düzeltilip anlatılacak.

       Düzeltecekmiydim, ne münasebet  zaten gelecek derste ben Van'da olacaktım.
-Hocam ben haftaya yokum, ailesel bir durum gelemeyeceğim.(kuzenime gezmeye gidecektim)
-Sonraki hafta anlatırsın.
        Aradan 2 hafta geçti, sunumumda zerre düzeltme yapmadan, aynı şekilde aldım götürdüm,bu sefer kıyafet konusunda da daha serttim, direkt kotla gittim, kot pantolon sunumlarda asla kabul edilmezdi,  daha önce sunumum kabul edilmediğinden ilk anlatıcı ben olacaktım, o geldiğinde her şey hazırdı, hemen sunumuma başladım, bitirdim, aferin güzel olmuş dedi ve bitti.


       Siz olsanız ne yapardınız Allah aşkına, güler misiniz, ne yaparsınız.Sunumumu düzeltmedim, kıyafetime laf etti diye aykırı giyindim; ama kabul edildi.Oysaki ilk sunumumda fön bile çektirmiştim :) Eğitim sistemimiz o kadar acayip, eğitimcilerimizin çoğu ise o kadar boş ki...

20 Mart 2018 Salı

Sanırım Aptalım

        Mutsuzken kendime en çok sorduğum sorulardan biridir 'ben aptal mıyım'.Neden öyle bir soru soruyorum; çünkü kendimi yaşadıklarımı , yaptıklarımı sorguluyorum.Ben ne yaptım da şuan böyle mutsuzum diye diye içimi yiyorum.

         Evet sevgili okuyucu çoğu zaman aptal olduğumu düşünüyorum; çünkü beni bu hayatta mutsuz eden şeylerin başında sürekli yaptığım yanlışlar ve benliğime yaptığım saygısızlıklar geliyor.Çok kararlı dirayetli bir duruş sergileyemiyorum, bu benim doğrum sağa sola sapma kabul etmiyorum diyemiyorum, aslında diyorum da uygulayamıyorum, sonrasında bu durum bana zarar verince mutsuz oluyorum işte.Her durumda kendimi ifade etmeye çalışıyorum, anlaşılmayınca bazen tırnaklarımı çıkarıp şuursuz bir şekilde saldırıyorum; ama sonuç alamıyorum tabi ki.Düşündüm de bu dünyada en çok istediğim şeylerden biri de anlaşılmak; çünkü söylemek istediklerim anlaşılmayınca deli oluyorum, hele ki dediğimi anlamayıp, sallamayıp başka konular açmak, yani nasıl tabir etsem, bir sinir dalgasına kapılmama sebep oluyor.

        Ben karmaşık bir insan olduğumu düşünmüyorum, alttan alta laf sokan bir şeyi söyleyip aslında başka şeye dikkat çekmeye çalışan biri değilim, ne diyorsam, ne hissediyorsam odur, değişik bir şey aramak boşuna.Ben koşulsuz sevip müsamaha gösterenlerdenim, yani birini gerçekten sevmişsem kızsam da kıyamam hemencecik sinirim geçer.Bunu bazıları aptallık zannediyor ve kullanmaya çalışıyor, ne bileyim belki de aptallıktır o kadarı.Sizce ?


16 Mart 2018 Cuma

Hayaller-Gerçekler

   Eskiden hep şirin bir evim olsun, ondan sonracığıma arabam e haliyle param olsun o ülke senin bu ülke benim gezeyim, canım isteyince arkadaşlarımla görüşeyim isterdim, he bi de öğlene kadar yatmak; ama aynı zamanda kariyer yapmak.Bunlar olurken de bağımsız olmayı istiyordum tabi, evlilikmiş çocukmuş aklımın ucundan filan geçmiyordu, tek kişiliğe odaklanmışım.

   Güzel hayaller tabi; ama merak ediyorsunuz yaptım mı diye hayır, üniversite bitince evlendim!Şöyle bir şey var bir de, başka şehirdeysem tamam; ama aile ile aynı şehirde yaşayıp ayrı bir eve çıkma planı biraz kasardı, valla bayağı bayağı uğraşmam gerekirdi de sonuç ne olurdu emin değilim.İşe başladım tabi öğlen saatinde kalkmıyorum; ama işe gelmek içinde 6 da kalkmıyorum, 9 da uyanıyorum o da işte Türkiye standartlarının üstünde bence, arkadaşlarımla görüşemiyorum bazen aylaaar boyunca hadi benim için ağlayalım.

    Neyse işte hayaller hayatlar diyorum:)Ama bir haftadır yalnız yaşıyorum.Sabah kalkıyorum, yatağımı toplamadan işe gidiyorum, eve geliyorum canım isteyince yemek yiyorum, dün sinemaya gideyim dedim ve gittim, kimsenin bir şey sorduğu yok, güzel ya:)Yani bir kısmı oldu gibi hayallerin ha ne dersiniz?Burcumun etkisi heralde fazla özgürlük düşkünüyüm, tek başıma aktiviteler beni korkutmaz.Üniversitedeyken bazı arkadaşlarım bana hayret ederdi, yalnız başıma sinemaya  ya da  yemeğe giderdim ve bu onlara değişik gelirdi oysa ki bana gayet normal geliyordu.Dilediğiniz şeye dikkat edin onu yaşarken bulacaksınız kendinizi diyorlar ya hani, o mu oldu ki bana yoksa bilemedim kii

13 Mart 2018 Salı

Kayıp

    Herkese merhabalar.Az bi zaman yoktum buralarda, inanın yazasım gelmedi; çünkü yazsam boyuna depresif şeyler yazardım.Kaybetmenin ne demek olduğunu bilen bir insanım hem de gayet iyi.Ara ara unutsam da mutlaka bir şey oluyor ve ben kaybetme korkusunu en derinimde yaşıyorum.En yakınımdakilerden birini kaybetme tehlikesiyle yüz yüze kaldım, korktum biraz ağladım; ama silkelendim ve ailenin polyannası oldum, herkese güven vermeye bir şey olmayacağına ikna etmeye çalıştım, hala korkuyorum; ama bekleme sürecindeyiz bakalım görcez.

    Dün çok üzücü bir olay oldu malum ve 11 bayan arkadaşımız uçak kazasında aramızdan ayrıldı.Yazılanları büyük bir üzüntüyle okudum.Her şeyden önce onları kaybeden acılı anne babalar arkadaşlar çocuklar yani aileler varken, hadsiz hadsiz yorum yapanları anlamlandıramadım, neymiş efendim kültürümüzde bekarlığa veda mı varmış, sanane be kardeşim.Giden onca can varken bu çirkin yorumlar neden, hiç mi kayıp yaşamadın hiç mi bilmiyorsun bu can acısını, hadi bilmiyorsun diyelim, ölünün hem de hiç tanımadığın ölünün arkasından konuşmak dinin neresinde var?Bir zengin kinciliği olmuş; ama inanıyorum ki sırf kıskançlıktan, aynı imkanlar kendisinde olsa çarşıya helikopterle gider.Ne ara kaybettik böyle insanlığımız?Şehitlerimiz varken onlar eğlenmeye gitmiş oh olsunmuş, sen ne yapıyordun o arada namaz mı kılıyordun sosyal medyada?Okudukça, gördükçe midem bulanıyor, böyle insanların varlığını kabullnmek istemiyorum.

    Kayıplar kaybedenler için inanılmaz acı verici sayın okuyucu.Böyle zamanlarda paylaşmaya çalışmak destek olmak çok önemlidir.2 gündür evde yalnızım ve boyuna bu olanları düşünüyorum, belki de yarın şu hayatta olmayacağımı ya da sevdiklerimin olmayacağını, düşündükçe bir canım acıyor; ama her zaman söylenen bir şey var ne kadar uyguladığımız muamma, yarın ölecekmiş gibi yaşa!