Hakkımda

Fotoğrafım

Deneyimlerim, üzüntülerim
, dileklerim burada sizlerle:) neşeli ol, hayatını yaşa;)

11 Aralık 2017 Pazartesi

Deli miyim Acaba

   Aranızda akli dengesi  yerinde olan var mı sayın okuyucu?Dalga geçmiyorum, böyle ruhsal olarak tamamen iyiyim diyen kaç kişi var?Deliriyoruz sayın okuyucu delirtiyorlar, üstelik bunu da kabul etmiyorlar.Tamam abarttım biraz kabul; ama zaman zaman hepimizin dengesi şaşmıyor mu, bazılarımız içinde şişirirken, bazılarımızsa her yeri paramparça etmiyor mu

   Şimdi, herkes psikolog kelimesini duymuştur, biliyordur.Ha çoğu kişi psikiyatrist ile psikolog arasındaki farkı bilmiyor o ayrı da neyse şimdi mesele başka.Bu zor süreçlerimizde bazen desteğe ihtiyacımız olduğunu hissederiz, bunu güçlü olan insan kabul eder bence, ötekiler 'aa ben delimiyim ki deli doktoruna gidcem' diye tuhaf bir veryansın eder, neden?Hep söylenen, benim de doktorumun bana söylediği bir cümle var,'buraya gerçek hastalar gelmiyor, hastaların hasta ettiği insanlar geliyor'
Zaman zaman yaşadıklarımızın altından kalkamamamız, yardım istememiz neden tuhaf karşılanıyor gerçekten anlamıyorum.Yani tamam ben de çoğu zaman kendi kendime ayağa kalkcam kimseye ihtiyacım yok gibisinden atarlanıyor, hayata diş biliyor olayların altından kalkıyorum; ama başaramadığım zaman destek almaktan çekinmyorum.Bir gün oturduğum bir ortamda fısıltılarla konuşmaya başladılar birden, cümle tam olarak şuydu 'iyice çöktü yazık, psikologa gidiyor'.Ruhsal anlamda iyileşmek istemenin nesi garip ve neden ayıp olarak karşılanıyor hala anlamış değilim.Dünya sağlık örgütü(WHO) sağlığı; kişinin bedensel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik hali içinde olması diye tanımlamıştır, bu durumda aramızda sağlıklı olan kaç kişi var?


   Son zamanlarda biraz  zengin hastalığı olarak görülmeye başlandı; çünkü biraz pahalı bir tedavi yöntemi kabul ediyorum.Devlet hastanesine gittiğiniz zaman ilk önce psikiyatrı servisine yönlendiriliyorsunuz, genelde oradaki hekim gerekli görürse psikologa aktarıyor, yani hastaneye direkt olarak gidip ben psikologla görüşmek istiyorum diyemiyorsunuz.E özel de biraz cep yakıyor şimdi.İçeride rahatlama gösteren bedenim 250 lira ödeyince tekrardan geriliyor biraz:)Tedavi 1 seansla da tamamlanmıyor hani, bu durumda insan istese de sürekli gidemiyor.

Diyeceğim o ki, profesyonel yardım almaktan korkmayın, o bu ne der diye düşünmeyin; çünkü dişiniz ağrıdığında diş hekimine gitmeniz kadar normal bir durum bu

.Sahi Yurdagül abla var buralarda, okursa eğer ona soralım bu işin içinde o neden bu kadar pahalı ablacığım??Size son günlerdeki favori parçamı dinletmek isterim efendim, saygılar.


8 Aralık 2017 Cuma

Beni Özgür Bırak

      Sizin de beyninizin içinde bir düşman var mı?Sadece beyinde de değil, beyin kalp vücudunuzun her hücresinde hissettiğiniz, siz ayağa kalkmaya çalıştıkça sizi daha da aşağıya çeken.Kendi kendimize yaptığımız eziyet neden?Neden kontrol edemiyoruz duygularımızı, bize kötü gelen şeyleri çıkaramıyoruz hayatımızdan.

   Sorgulamalarım bitmiyor, kendimle savaşım devam ediyor.Mazoşist olduğumu düşünüyorum çoğu zaman, kendi mutluluğu için uğraşmayan  gelişine yaşayan bir beden.Günü kurtarmaya çalışıyorum çoğu zaman.Dün çektim arabamı bir yere yürümeye başladım, soğuktan nefret eden ben iliklerime kadar hissettim soğuğu 5 dakika 10 dakika 15, 25, 45 sonunda ellerim hissizleşmeye başladı, kalbim zaten kaç ton, vücuduma ne kadar ağırlık yapıyordu belli değil.Eve girip kapının önüne  bıraktım kendimi.Kafamda uğultular vardı, susmuyordu gitmiyordu.Derin derin nefes almaya çalıştım, aldığım her nefes batıyordu daha çok acıtıyordu sanki.Oturur pozisyondan sıyrılıp cenin pozisyonuna girdim, ne oluyordu bana.Büyümüştüm hani, acıtamazdı hiçbir şey beni, gülecektim ne olursa olsun her şeye rağmen gülecektim.Başım dönüyordu, yine tanıdık o his, mutsuzken dönen başım, bulanan midem ve tutmayan bedenim.Dişlerimi sıkıyordum, çenem ağırıyordu , farkına varınca gevşetiyor; ama 2 dakika sonra kendimi yine aynı durumda buluyordum.Yalnız uyanıkken değil uyurken de sıkılıyordu o dişler.Mutlu günler çokta geride değildi oysa ki.Beni bilenler tanıyanlar anlam veremiyor bu halime.Sürekli gülen kız nerede soruları saplanıyor kalbime, bilmem nerede.

   İstese her şeyi yapabilirmiş insan, imkansız diye bir şey yokmuş, uğraşmamak varmış, bu durumda ben uğraşmıyor mu oluyorum?Şu yazıyı yazmaya başlayalı 4 saat oldu sanırım, elim gitmiyor yoruluyorum, bir cümle yazıp kendimi bırakıyorum.Yorgun hissediyorum, yorgunum ya bayağı bayağı yorgunum.Tüm amacım eve gidip uyumak şuan, ötesi yok yarın ne yaparım ne yemek yerim, en son önceki gün akşamüstü yemek yemiştim, açlıkta hissetmiyorum.Hislerim duygularım olması gereken yerde değil, çok yoruldum

6 Aralık 2017 Çarşamba

Yakalandım

   Selam sevgili okuyucu, bendeniz eskiden beri, eski dediğim ilkokuldan beri günlükten başlayıp sürekli bir şeyler karalayan bir insanım.Duygularımı kağıda aktarmayı severim, önceleri biri olur da defterimi bulursa anlamasın diye kiril alfabesiyle yazardım, ha şimdi defterler bende ama ben hatırlamıyorum alfabeyi, hatırlayınca ergenliğime ineceğim.

   Dertleşmeyi sevmem pek, dert dinlerim genelde; çünkü dert anlatacaksam eğer karşıdaki beni tatmin etmeli düşüncesi var ki etmiyor!İlk üniversite 3 te blog alemine girmiş, bir şey anlamayıp geri çekilmiştim, sonrasında bir daha yolum düştü buraya ve yazmaya başladım.Yazıyordum, kimse kim olduğumu bilmiyordu oohhh, canım isteyince istediğim kadar istediğim kişiye sallıyordum amaneeen nasılsa cevapta veremezdi muhattabım, ha verilmeyecek cevabım da yok yani eğer ki biri sen ne yazmışsın diye sorarsa, yani hepsini haklılığımla yazdım.Allahtan saygı çerçevesinde yazıyorum, küfür çıkmıyor ağzımdan neden biliyor musunuz, meğer benim paylaşımlarımı ara sıra okuyan bir tanıdık varmış.Sosyal medya hesabım olmadığından (ama artık var dün instagram hesabımı açtım geri) beni arama motorunda aratmış ve blogum çıkmış karşısına, dün doğumgünümü kutlamak için aradığında söyledi ve de çok utandım, ay konuşamadım bile; çünkü yazdıklarımı tanıdık birinin okuyor olduğu gerçeği az biraz ateş basmasına sebep oldu.Okuyorum bazen sizleri de kocaya sallayanlar, küfürü basanlar, anlıyorum o kocalar girip okumuyor:) Peki etrafındakilere benim bir blogum var girin bakın diyenler kimler.Ben yazma özgürlüğüm kısıtlandı gibi hissettim azıcık; çünkü utandım cidden, az biraz o arkadaşıma da salladığımdan.Instagramda bağlantı eklemiştim aslında girip okusunlar diye; ama kaldırdım, girip okumasınlar, gizli kalsın bana kalsın buralar.

   Bir de yani canım çok yandığında da yazıyorum buraya bazen.Canımın yandığını bile bile aramamakta bir değişik sanki.Son bişi dicem alakasız ama seven sevdiğini belli etsin ya of aman, canım sıkılıyor benim, belirsizliklerden nefret ediyorum.Seven sevdiğini belli etsin, sevmeyen de belli etsin anlayalım ona göre davranalım.Bugünlük bu kadar kib by!

4 Aralık 2017 Pazartesi

İyi ki(?) Doğdum

   Çok zor yazımın temasını anlayamazsınız.Hemen açıklıyorum, bugün benim doğumgünüm!Çok şaşırdınız mı peki:)Koskocaman 28 oldum ben, KOSKOCAMAN!

    Bu sene de her sene olduğu gibi çok şey öğrendim, çok şey gördüm.Şaşılacak şey değil aslında her sene bir şeyler öğreniyorum, görüyorum; ama işte kafa almıyorsa demek, akıllanmıyorsa bu gönül, hep aynı yerde dönüp duruyorum.Ya biliyor musunuz, ben o kadar büyüyeceğimi filan hiç düşünmemiştim, yani 18de takılı kalacaktım bence.Bu sorumluluklar, iş , hayat koşturmacası amaaann oooff dedirtiyor bana.

  Çok dileğim, çok çok dileğim var tabi ki bu sene için de; ama tabi en önemlisiiii KEŞKESİZ geçmesi.Bak bu çok önemli bir dilek,  bence bana bu dilekte bulunabilirsiniz, hatta dua edin bol bol tamam mı!

   Bu yaşta değil son zamanki yaşlarda ne değişti biliyor musunuz, artık daha kısa cümleler kuruyor, çok dinliyorum, azıcıkta sessizleşmiş olabilirim.Büyüyor muyum bilmiyorum; ama bazen dönüp arkamda bıraktığım her şeye haykırmak istiyorum, TEŞEKKÜRLER!

Not: söylediğim teşekkürler sadece minnet için değil, 2 türlüsü var :)



17 Kasım 2017 Cuma

Bir Boşanma Hikayesi

    Bir şikayet yazısı ile daha sizlerleyim!Böyle şeyler yazıyor olmak beni mutlu etmiyor; ama etrafımda olup bitenler bunlar ne yapayım.Burnumdan solutuyor böyle insanlar.

   Konuya gelelim.Kuzenim(amcamın kızı) 12-13 senelik evli, uzun zamandır evliliğinde bocalamış en sonunda çocuklar var diye boşa atmıştı, çocukların huzuru bozulmasın, eksik büyümesinler diye.Eşini baştan beri aile pek sevmemiş; ama hepte saygı göstermişti.Zaman geçti ben de dahil artık biz de sıkıldık bu adamdan açıkçası, boş muhabbetler saçma sapan konular filan.Son bir yıldır bariz bir şekilde adama gıcığız, neden mi?Adam muhasebeci, mali müşavir olmak için defalarca sınava girdi, belirtmek isterim ki her defasında amcam cebine para koydu da gönderdi Ankaraya sınava, uzun yıllar sonunda belgeyi de aldı; ama gel gelelim adam tembel.En son çalıştığı iş yerinden ayrıldı 6 ay boyunca iş aramadan, nasıl geçinirim derdine düşmeden evde yattı.Kuzenim de muhasebeci ve de uzun yıllardır aynı firmada çalışıyor, herzamanki gibi işe gitti geldi o.Ha dedim tamam iş bulamamıştır, o arada çocuklarla ilgilenmiştir o da yok, kuzenim iş çıkışı çocukları etütten alıyor eve geliyor yemek yapıyor temizlik, yani herzamanki işlerin aynısı değişen bir şey yok.Bir şey daha adam hep düşük maaş aldığını söylüyordu; ama iş ile alakalı kuzenim bir gün eşinin patronuyla bir araya geliyor ve söylediğinden daha fazla maaş aldığı ortaya çıkıyor

   Amcamın Mersinde yazlığı var.Bu kıt akıllı amcam demişki bana yazlığın anahtarlarını verir misin, taam demiş gidin ailece tatil yapın, yok demiş ben tek başıma gidip kafa dinlicem.Haspam sanki çok yoruluyor bir de tek başına yazlığa gidip tatil yapacak.Amcam tabiki de anahtarı vermedi, o da amcama küsüp onlara gelmemeye başladı, sanki çok lazımdı.Kuzenimin şuan oturduğu ev evlenmeden önce alındı, zaten çalışıyordu amcam da destek çıktı.Bir süre sonra evlendi, taksitlerine evlendikten sonra da devam etti, e öyle olunca tapu kuzenimin üstüne.Adam öyle bir çakal ki uzun zamandır kuzenime yarısını üzerime yap diyordu, yahu diyorduk yarısını üzerine yapsa ne olacak hem niye yapsın, sanki taksitlerini o mu ödedi; ama benim salak kuzenim evde huzur daha da bozulmasın diye gitmiş yarısını onun üzerine yapmış.Birkaç ay geçti, kuzenim boşanmaya karar verdi, adamın ilk söylediği şey 60bin isterim olmuş, evin yarısı benim sonuçta.Tamam o zaman sen çocuklarla kal, ben babamın evine giderim demiş kuzenim, yok demiş ben bakamam çocuklara.Kuzenim de ben sana o kadar parayı nereden vereyim demiş, yüzsüz demiş ki 'senin babandaki paraya az bile'.Ya ölür müsün öldürür müsün.Şu bu derken, amcam tamam demiş 50bin verelim defolsun gitsin.Mahkeme yaklaştı bu kez başlamış kuzenime sen bana hiç şans vermedin ki demeye, hepimiz kuzenime dedik ya ne şansı daha boşanma lafını duyar duymaz para işlerine taktı hesaba kitaba girdi; lakin kuzenim insafa geldi.İlk mahkemeyi erteletti, hepimiz aşırı sinirlendik; ama bir şey demedik onun hayatı sonuçta.2 hafta sonra çat haber, bugün ablan boşandı dedi annem, e iyi dedim; ama isteklerine bakın.

    Anlaşmalı boşandılar, öyle olunca ne koparırsam kar diye düşünmüş ayı.İstedikleri; 50.000 lira, evdeki termosifon, ufo soba ve koltuk takımı.Aklınız alabiliyor mu, düşünsenize evdeki termosfion sökülecek adama verilecek neden; çünkü kendisi almış!Kendi düzenini kurduktan sonra da çocuklara aylık 400 lira nafaka verecekmiş, Allah razı olsun.Bu embesil çocukların aylık etüt ücretlerinin 700 lira olduğunu bilmiyor heralde.Kuzenime imzalama, mahkemeden karar çıkmadan onlar bir şey söylemeden sakın desekte dinlemedi, ne kadar bıktıysa artık.İhtiyacım yok ben çocuklarımı büyütürüm diyor.Haklı belki; ama ben o adamı süründürmek istiyorum, aslında öyle dediğime bakmayın ben de tüküreyim paraya pula der siktir ederdim en kısa sürede adamı; ama...ama işte.Söylesenize bu tip insanlar ortalıkta adamım diye nasıl geziniyor.Yani kaçıncı boyutu bu, nasıl bir acizliktir.Ne denebilir, gerçekten bir şey diyemiyorum ben.


Not: sabahtan beri cümle cümle anca yazabildim, yoğun bir gün, müşteri bastırdı; ama bugün değişik bir dua aldım müşterimin birinden, dedi ki 'Allah sana hep zemzem içmeyi nasip etsin' ,yani arapça söyledi ben de bu kadar çevirebildim, bunun onların oralarda başka bir anlamı var mı bilmiyorum; ama büyük hayır duası bence :)

13 Kasım 2017 Pazartesi

Sevgi???

    Dün çiçek böcek paylaşıp iyi bir hafta dilemiştim; ama o kadar rezil başladı ki, sinirimden öfkemden yerimde duramıyorum.İnsanların gaddarlıklarını aşkın, sevginin arkasına saklamalarından nefret ediyorum.Size olanları anlatayım.

   Yaşı benden bayağı büyük 3 çocuk annesi eşinden ayrı bir tanıdığım var.Sabah bir haber alıyorum işe gitmemiş neden; çünkü sevgilisi olacak hayvan onu öyle bir dövmüş ki önceki gün.Yüzü gözü şişmiş, bacakları kolları morarmış, üstelik neden telefonunda bir erkek isminden arama var diye.Silahı çekmiş, o silahın kabzasıyla omzuna vura vura çürütmüş.Yüzüme vurma bari diye yalvarmış, çocuklarım var beni öyle görmesinler diye; ama zaten karşısındaki embesilin teki.Anneni ara benimle olduğunu söyle demiş, arkadaş annesine 1 saate gelmezsem polisi arayın demiş, o zaman da adam başlamış hem kendisine hem ailesine hakaretlere.Aramayı yapan kişiyi kendi de tanıdığından arayanı evine çağırmış, hemen buraya geliyorsun diye.Arkadaşımı odaya kilitlemiş, sesini çıkarırsan ikinizi de öldürürüm demiş, öteki adam kalkmış kuzu kuzu gelmiş, kendisi de 2 çocuk babası.Evde bağırışlar, çağırışlar sonra bir şey olmadığı anlaşılıyor, arkadaşımı bir süre sonra evine bırakıyor.

   Dün sabah elinde çiçeklerle gitmiş, bitanem seni dövdüğüm için özür dilerim demiş.Onu kaybetmek istemiyormuş, onsuz hayatı düşünemiyormuş o yüzden öyle delleniyormuş.İnsanlar ne zaman bu kadar korkunç hale geldiler anlayamıyorum, bu davranışları hangi akla hizmet sevginin arkasına saklamaya çalışıyorlar hiç anlamıyorum, böyle yerlerde mi sürünüyor sevgi?Yıllar önce şarkıcı Bergen yüzüne kezzap atan eşinin sevgisine inanıp onu affetmişti; ama inandığı eşi kurşun sıkıp onu katletti.Ben anlayamıyorum cidden anlayamıyorum kadının kıyafetine, işine, oturuşuna, gülüşüne her şeye karışacaksın sonra seviyorum diyeceksin!Ne sevmek Allah aşkına, böyle insanlar bana sevginin tanımını yapsın bi ne?Karşındakini mutlu etmeden sadece kendi çıkarlarını düşünüp ona göre hareket edip, kadın çizdikleri çizginin dışına çıktığında katletmek, yıpratmak mıdır?

   Yazık, çok yazık gerçekten iğreniyorum.Adamım ben diye ortalıkta geziniyorlar bir de böyleleri.O embesilin karşısına çıkmamak için kendimi zor tutuyorum; ama ilk gördüğüm yerde tutmcam kendimi, neredeyse babam yaşında; ama ağzıma geleni söylicem.Utanır mı bence utanmaz.Kendisinin de 4 tane kızı var, 3 ü yetişkin artık, tırnaklarına zarar gelse olay çıkarır da karşısındaki de bir ana baba evladı hiç düşünmüyor.Kadına şiddet gösteren biri adam filan değildir benim gözümde.Beddua etmek istemiyorum; ama öylelerine o kadar yakışıyor ki...

Not: şu videoları 100 mb geçmesin diye bölüp parçalamak, yüklemek 2,5  saatimi aldı o yüzden izlemeyecekseniz de izleyin!











 

12 Kasım 2017 Pazar

Arıları Kandırdım

   Hellööwww sanırım balkonda geçirdiğim son günler bunlar, çayım elimde güneşin iliklerimi ısıtmasıyla büyük bir keyif yaşıyorum, biliyorsunuz ki kışı asla ve asla sevmem, her akşam da bu soğuklarda sokakta olan canlara dua ederim, Allah yardımcıları olsun.Yıkanacak, aynı zamanda katlanıp asılması gereken bir sürü çamaşırım, süpürülmesi gereken bir evim var; ama kimin umurunda, arada tırtıklarım diye kahvaltının bir kısmı bile masada duruyor hala, yemyeşil manzaralı balkonumda oturmak şuan ağır basıyor.

  Daha önce size balkonumun ve yeni çiçeklerimin fotoğraflarını çekmiştim, bakınız:)
   Ne kadar güzeller öyle deği mi; ama ne yazık ki ömürleri pek öyle uzun olmuyor, hatta şöyle söyliyim ömürleri güvenmek gibi, yani pek uzun ömürlü değil.E balkonunu, rengarenk şeyleri seven bir insan olan ben ne yapmalı, her ay yeniden mi çiçeklendirmeli, ay yook zaten çiçekler de pek pahalı.Ha bu arada belirtmek isterim ki, çiçekleri ben öldürmüyorum, yazın balkonum çok güneş aldığından yanıyorlar, o yüzden arkadaki minik balkondakiler ölmüyor, gölgede kalıyor onlar, e kış çiçeği de çok değil; ama en sevdiğim çiçek kış çiçeği olan nergistir, kokusu beni mest eder, memleketim olan Hatayda o kadar çoktur ki, her yerde nergis vardır, yol kenarında bataklıkta evin önünde.Geçen sene annem bana fotoğraf atmıştı, bak bu nergisi sen ekmiştin diye:)Nergis görmek değildi aslında sevindiren taa 15  yıl önce benim ektiğim çiçeği hatırlaması.Neyse çözümümden bahsedeyim ta ta taa taam
   Hahaa çok güzeller değil mii?Öyle ki benim dedikoducu komşularım bile, Meltem'in çiçeklerini gördünüz mü diye soruyormuş.Bir de öyle gerçek duruyorlar ki, arıların duygularıyla oynuyor gibi oluyorum, neden mi; çünkü gelip üzerlerine konuyorlar; ama polen filan alamıyorlar:D Özür dilerim arılar, siz bizim bahçıvan amcanın bahçesine gidin o her daim rengarenk, nasıl beceriyorsa artık, hoooff!Şimdi bu yapay çiçek bakımını da kolay sanmayın yani, bunların tozu gitsin diye sulamak var, hem toprak kuru olunca kayabiliyorlar iyi sabitlmek için arada toprağı ıslatmak lazım, yapay da olsa iş istiyor görüyorsunuz.


 
   Hepinize güzel bir pazar vede devamında güzel sendromsuz bir pazartesi ve hafta diliyorum!